15 Temmuz 2016… Türkiye Cumhuriyeti tarihine kara bir leke olarak düşen, ancak aynı zamanda bir milletin yeniden doğduğu o uzun gecenin adıdır.
O gece, gökyüzünde yankılanan jet sesleri, tankların palet izleri, silahların karanlığı yaran uğultusu sadece bir darbe girişimini değil, aslında bir milletin iradesine karşı açılmış açık bir savaşı haber veriyordu. Bu savaş, yalnızca içerideki hainlerin değil, dış güçlerle işbirliği yapmış bir yapının, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ), devleti ele geçirme girişimiydi. Ancak karşılarında bu topraklara sevdalı bir millet ve gözünü kırpmadan canını feda etmeye hazır kahramanlar vardı.
İşte bu kahramanların en önünde, her zorlukta milletin kalesi olan Polis Özel Harekât birimi duruyordu.
Bir Hedef Olarak Özel Harekât: 51 Şehit ve Bir Ulusun Şerefli Gururu
FETÖ’cü hainlerin ilk hedeflerinden biri, Ankara Gölbaşı’nda bulunan Polis Özel Harekât Daire Başkanlığıydı. Bu, tesadüf değildi. Çünkü onlar biliyordu ki, bu milletin bel kemiği olan Özel Harekât ayaktaysa, hiçbir darbe başarılı olamazdı.
Saatler geceyi gösterdiğinde hainler uçaklarla Gölbaşı’nı bombaladılar. Yerle bir olan binaların enkazından yükselen tek şey, Özel Harekâtçıların iman dolu haykırışlarıydı. O gece tam 51 kahraman özel harekât polisi şehit düştü. Kimi henüz nişanlıydı, kimi yeni baba olmuştu. Kimi sabah işe gitmek için evinden helallik alıp çıkmış, bir daha dönmemişti.
Ama hepsi aynı ülkü için, aynı dua ile son nefesini verdi: "Vatan sağ olsun."
O hain 15 Temmuz darbe girişimi sırasında görevi başında bulunan Özel Harekât Müdürü Fikret Metin Öztürk de, harekat binasına saldıran FETÖ’cü hainlerle çatıştı. Öztürk, Gölbaşı’na yapılan bombalı saldırı sonucunda şehit oldu.
Fikret Metin Öztürk, Gölbaşı bombalanırken, karargâh kana bulanmışken, komuta kademesi dağılmamıştı. Çünkü Öztürk görev başındaydı.
Metin Öztürk’ün o geceki duruşu, bir liderin kriz anındaki vakarını, inancını ve kararlılığını göstermesi bakımından tarihe geçti. Personelinin başında dimdik durdu. “Kimsenin gölgesine sığınmayacağız. Milletin emrindeyiz, bu devlet için ölmeye geldik,” diyerek teşkilatını harekete geçirdi.
O, sadece emniyetin değil, bir milletin yüreğinde vatanperverliğin adıdır artık. Allah, Metin Öztürk gibi vatansever emniyet müdürlerinin sayılarını artırsın.
Şimdi bu kahramanların başında Polis Özel Harekât Daire Başkanı olarak Süleyman Karadeniz var.
Süleyman Karadeniz, terörle mücadelede gerek ana vatan içinde gerekse Suriye ve Irak gibi vatan topraklarına gözlerini diken hainlerin saldırılarına karşı direnen, isimleri gerçekten de altın harflerle yazılacak olan, ama bizler rahat uyuyalım diye canlarını, gözlerini dahi kırpmadan feda etmeye hazır olan bu kahramanlarımızın en önünde yer alıyor.
Süleyman Karadeniz, aynen Fikret Metin Öztürk gibi bu vatan aşkıyla yanıp tutuşan ve vatanı korumak için 24 saat tetikte bekleyen bir müdür olarak Polis Özel Harekât’ı sevkediyor.
Nasıl ki, o uğursuz gecede Gölbaşı'nda bir ihanet ortadan kaldırılması için hayatlarını feda etmiş yere düşen Özel Harekâtçılarımız varsa, o kahramanlarımızın açtığı yolda aynı heyecan ve sadakatle vazife başıda olan binlerce yeni Özel Harekâtçılarımız var.
Süleyman Karadeniz’in sevk ve idaresinde, 15-16 Temmuz gecesinde Özel Harekât, sadece bir kurum değil; bir inanç, bir kararlılık, bir adanmışlık sembolü hâline gelirken şimdi bu göz bebeği kurumumuz Süleyman Karadeniz’in sevk ve idaresinde vazifesinin başında hâlâ aynı heyecanla vazife başında.
Polis Özel Harekât, o gece milletin namusunu, bayrağını, ezanını korudu. 51 şehit, bu aziz vatan için can verdi. Süleyman Karadeniz gibi müdürler, bu direnişi yaşatıp devam ettirecek.
Ve biz, o geceyi, o ihaneti ve Gölbaşı şehitlerimizi asla unutmayacağız. Polis Özel Harekâtı da unutmayacağız.
Rabbim tüm şehitlerimize rahmet eylesin.