Belediye seçimleri adım adım yaklaşıyor. Her birimiz bulunduğumuz yerdeki yerel idarecilerimizi ve temsilcilerimizi seçeceğiz. Ben şahsen yerel seçimlerin yeteri kadar önemsenmediğine inanıyorum. Zaman zaman da absürd vaatlerin peşinde ya da sırf parti tarafgirliği sebebiyle istemese de yine o partiye oy veren seçmeni anlamakta ise zorluk çekiyorum. Onun için size bugün dünyanın en yüksek fıskiyesinin hikayesini hatırlatmak istiyorum.
Yerel seçim demek, evimiz, sokağımız, mahallemiz demektir. Genel seçimleri küçümsediğimi ya da önemsemediğimi sanmayın. Ama, yerel seçimlerde her şeyin muhatabı doğrudan biziz. Suyumuz, kanalizasyonumuz, pazar yerimiz, ev ve işyeri ruhsatlarımız gibi uzayıp giden ve burada tek tek sıralama imkânımız olmayan bir hizmetler listesi doğrudan belediye hizmetleri ile ilgili hizmetler. Bu yüzdendir ki, yerel seçimleri hep önemsemişimdir.
Belediye seçimlerinde, özellikle nüfusu az olan küçük belediyelerimizde parti taraftarlığının yanı sıra akrabalık ve dostluk da seçimlerimizi etkiliyor. Ama ben yerel seçimlerde hizmetin öne çıkmasını önemsiyorum.
Şimdi gelelim dünyanın en yüksek fıskiyesinin hikayesine.
Malumunuzdur ki, eski Yunan’da Abdera diye bir yer vardı. Bugünkü Batı Trakya bölgesinde. Bu Abderalılar kendilerini dünyanın en ileri zekalı insanları olarak kabul ettikleri için, fazla çalışmamayı zekalarına bağlamışlar. Amma, Atina’ya da her zaman özenmişlerdir. Özellikle de sıcak yaz aylarında şehrin bahçelerinde şarıl şarıl suların aktığı fıskiyelere hayran kalmışlar.
Gel zaman git zaman, derken, belediye seçimleri gelmiş çatmış. Abdera’nın en ileri zekalı birisi belediye başkanlığına adaylığını koymuş. Ve “Bu kente dünyanın en uzun fıskiyesini yaptırmazsam, şerefsizim.” diye de vaatte bulunmuş.
İşin ilginç tarafı bu belediye başkanı dünyanın en uzun fıskiyesini Abdera’ya yaptırarak gerçekten de sözünü tutmuş.
Fıskiyenin açılışına bütün dünyadan özel davetliler katılmış. Fıskiye öylesine yüksek yapılmış ki, alttan bakan kesinlikle gökyüzündeki ucunu göremiyormuş. Belediye başkanı da şeref sözünü vererek şerefini kurtardığı için Abdera pazarlarında gururla dolaşıyormuş.
Fakaat… İşte burada gerçekten de büyük bir fakaaat gerekiyor.
Abdera’nın asıl sorunu zaten yıllardan beri çekilen susuzlukmuş. Yani Abdera halkı susuzluktan kırılırken, böylesine dünyanın en uzun fıskiyesinin yaptırılmasının bir anlamı kalmıyor. Yani, su yok, bırakın fıskiyeyi Abdera halkı evlerinde içecek, aşını pişirecek su bulamazken, belediye başkanı dünyanın en uzun fıskiyesini yaptırıyor.
Demek istediğim şudur. Belediye başkan adaylarımız, yapılabilecek ve işe yarayacak projelerle karşımıza çıkmalıdır. Zaman zaman öylesine projelere rastlıyoruz ki, dünyanın en uzun fıskiyesini bile neredeyse aratır duruma geliyor.
Ben bunun için adaylarımızın projelerine, vaatlerine baktıktan sonra bir de bunun yapılabilirliğinin de sorgularım. Yapılabilir demek, 1- Gerçekten halkımız için bir ihtiyaç mı? 2- Bunun bütçesi nasıl temin edilir? sorularının cevabının bulunması demektir.
Dünyanın en uzun fıskiyesini yaptırmak maharet değildir. Suyu olmayan Abdera’yı suya kandırmak ve sonra da aynen Atina’daki gibi herkesin neşeyle seyredeceği, neşeyle serinleyeceği yükseklikte ve estetikte yapmaktır.
Gerçekten de o en ileri akıllı Abdera belediye başkanı, “Bu Abdera’yı suya kandıracağım, üstüne üstlük, Atina gibi kentimizi fıskiyelerle donatacağım.” deseydi ve bunu da yapsaydı gerçekten de şerefini kurtarmış ve şerefine de şeref katmış olurdu. Şimdi sadece komedi hikayelerinde anılıyor.
Bu yüzden derim ki, dünyanın en uzun fıskiyesini değil, önce suyumuzu sonra fıskiye nasıl yapılması gerekiyorsa öyle yapılmasını istiyoruz.
Buradan tüm siyasetçilerimize başarılar diliyorum.








