Şenol Goncagül
Alparslan Büyük Selçuklu, Kuruluş Osman, Destan ve Barbaroslar Akdeniz ‘ in kılıcı..! Bu dizileri elimden geldiğince kaçırmadan izlemeye çalışıyorum.
Tarihi dizi ve filmlerin yapımında, ülke olarak son dönemlerde gerçekten de başarılı bir grafik çiziyoruz. Bir dizinin, dünyanın bilmem kaç farklı ülkesinde, beğeni ve reyting rekorları ile izlendiğinizi görmek, beni mutlu ediyor.
(Üstelik, o ülkelerde, o dizileri izleyen izleyici profilinin yabana atılamaz derecede yabancı ve farklı dinlere mensup insanlardan oluşması da, ayrı bir gurur kaynağı)
Varna’nın önemli sembollerinden birisi olan Charnamore (Karadeniz) Otel de konakladığım günlerdi. Otelde görevli olan Mişon adındaki sevimli Bulgar vatandaşı delikanlı “Şenol Bey! O dizide, filanca karakter ölecek mi?! Sizde, dizi daha ileriden gidiyor” diye sormuştu. O zaman da anladım ki, dizi sektöründe gelinen nokta bir hayli ileri seviyeye ulaşmıştı.
Buraya kadar olan kısmını alıp, yan tarafa koyalım; O dizilerin senaryolarında zaman zaman bilmeden ve (acele ile yapıldığından) insanın zekasıyla dalga geçen, beyin yaktıran durumlar da yaşanabiliyor!
“Kesin gitti artık” dediğiniz kararterlerin, günlerce ölüm döşeğinde savaş verdikten sonra, (çok şükür) gözlerini yeniden açtıklarına şahid oluyoruz. Bununla da kalmıyor! Bir bakmışsınız; hemen daha ertesi günü yapılacak bir cenk için, ölüm döşeğinde, ölüme röveşata yşapan dizi karakterini, cenk alanının en ön saflarında görüyorsunuz! (Az inandırıcılık katabilmek üzere, ölümden dönen o karakterin, sağ omuzundan yaralanmasına rağmen, karaciğerini tutarak, savaştığını bile görebiliyorsunuz, hem de!)
Diziler ve filmler, ülkelerin ve siyasetin en önemli ideoloji pompalayabilme argümanlarının başında gelir! Yıllarca bizlere, Vietnam ‘ da kahraman olarak savaşan Conilerin, aslında zaman zaman birer caniler olduklarını dizi ve filmlerle ters belletmediler mi ?! Aklımızda, o filmlerden kalma kaç tane karakter var, bir düşünsenize?!
(Hiç unutmam, askerimizin kafasına çuval geçiren ve ülkemizi kahreden o alçak görüntülerin gazının alınabilmesi için, Polat Alemdar (filmde) bizzat Suriye ( ye gidip, o generalin kafasına çuval geçirmemiş miydi ?!
Hepimiz de, babalar gibi mutlu olup, gurur duymamış mıydık?!
ÇAĞRI filmini, aradan geçen onlarca yıla rağmen, hepimiz, özellikle de Ramazan aylarında yine ve yeniden izlemiyor muyuz?! Bir film ile verilen mesajı ve yansıttığı ruhu, iliklerimize kadar işleyerek, bir solukta beklemiyor muyuz?!
Konumuza geri dönecek olursak; o tarihi filmlerdeki karakterlerin, ölümüne yaralanmalarına rağmen, ertesi günü en ön saflarda, cenk meydanlarında yerlerini aldıkları görüntülerine atıf yapmak ve “keşke, o günlerin, o şaaşaalı dönemlerini yaşasak ve sağlığımız o derece iyi olabilse” diyorum!
(Binlerce kişinin, ölümüne savaştıkları cenk meydanlarında ve mesela o en önlerde veya ortalarda vuruşmakta olan askerlerin )ishal olduklarında mesela) ne yaptıkları konusunda, hiçbir dizide veya filmde bir detaya rastalamadığını ifade eden sosyal medya fenomeni delikanlı! Basit ama son derece önemli ve bir o kadar da insancıl olan konu ile ilgili, umuyorum ki, yapacağın bir araştırma videosu ile hepimiz durumu öğrenmiş olacağız ve sen de bu vesile ile tarihe damganı vurmuş olacaksın!
Kalın sağlıcakla…