Ahmet Kemal Bakir
“Bir devletin asli görevleri nelerdir?” sorusu üniversitelerde eğitim konusu olarak işlenir. Eğitim, adalet, ulaşım, sağlık bir devletin vatandaşlarına sağlamak zorunda olduğu en temel hizmetlerdir.Bazı ülkelerde bu hizmetler çok uygun fiyatlara, ya da, neredeyse bedavaya verilirken Türkiye’de ise değişik uygulamaların olması şaşırtıcı. Zira, artık gelişmekte olan ülkeler sınıfından bir üst sınıfa terfi eden Ülkemizde bir taraftan sosyal yardımlaşma vakıfları ve sosyal hizmetler müdürlükleri üzerinden “Sosyal Devlet Modeli” görülebilirken, diğer taraftan eşi benzeri dünyada çokça görülebilen “Vatandaştan Zorla Para Alınması Modeli”ne de sıkça rastlanmaya başlanmış olduğu görülmekte…
Kırklareli’nde bile, görmeye çok alışık olmadığımız şekilde uygulamalara şahit olmaya başladık. Mesela okul yetkilisi gelip sınıfa;
“Herkes 1 top çizgisiz kağıt getirecek, masama konulacak; getirenin ismini yazacağım.”
“Temizlikçi yetmiyor. Dışarıdan extra temizlikçi tutulacak. Mecburen, herkes aylık 150 TL ödeyecek (Bazısı ise, 250 TL aidat istiyor.). Paralar da banka hesap numarasına gönderilecek.”
“Bir sayfa dolusu istek listesi veriyorum. Bunlar tas tamam getirilecek… yaklaşık 2000 TL tutuyor..” diyebiliyor.
Yaklaşık iki yıldır yaşanan pandemi ve ekonomik daralma vatandaşın cebini iyice vurmuş durumdayken, ödeme durumu var mı yok mu bakmaksızın hem velileri zora sokan hem de getiremeyen öğrencileri mahcup edebilecek ve eğitimden soğutabilecek bu tarz uygulamalara karşı ciddi tepkiler oluşmaya başladı.
Bazı veliler okullarda çalışan hizmetlilerin sayısının Devlet tarafından arttırılması gerektiğini söylerken, bu sene öğrenciler ile velilerden bu tarz taleplerde bulunulmasına bir son verilmesini önemle istemekteler. Bazı veliler de devlet okullarında, hele ki ilk ve anaokullarında yaşanan bu zoraki para istenmesine karşı son derece kızgın.
Anayasa’da 42. Madde’de: Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz. Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz. İlköğretim kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır.” denilmektedir.
Muhalefetin görevi bu tarz olumsuzlukları dile getirerek iktidarı uyarmak ve Ülke yönetimine katkı yapmaktır. Gelmiş geçmiş iktidarların kalıcı olarak bir türlü çözemediği bir problemin varlığından bahsediyorum. Hal böyle olunca, genelde hatipliği kuvvetli olan muhalefet liderlerinden en dikkat çeken hatip Meral Akşener’in bu konuyu ne zaman TBMM gündemine getireceği merak konusu oldu.
Velhasıl; orta ve asgari gelirli vatandaş zaten iyice cebi daralmış, ekonomisi zayıflamış ve zorluk içinde iken; en can alıcı nokta olan çocuklar üzerinden vatandaşı bu şekilde zora sokan uygulamalar derhal durdurulmalı. Pandemi bahanesiyle yardım imaları altında bu tarz sıkıntılar oluşturulmamalı. Veliler ve öğrenciler mahcup bırakılmamalı ve eğitimden soğutulmamalı.
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları, Okul Aile Birlikleri ve Devletin diğer resmi kanalları üzerinden okullara takviye yapılmalı elbette. Ama, artık çocuklar üzerinden vatandaşı zora sokan uygulamalarda ısrar edilmemeli. Hangi çağda yaşıyoruz? Hani zorunlu eğitim ücretsizdi?Artık herkesin elini vicdanına koyup aklı selim ile davranması gerekiyor. Aksi takdirde, yakın gelecekte, okullarda durumu olmayan aile ve öğrencilerin bu tarz extra talepleri karşılayamaması sebebiyle ortaya çıkacak ciddi problemleri ihtimal dışı görmemek lazım.
İktidar ve muhalefete tekrar çağrıda bulunmak istiyorum. Artık zorunlu eğitimi gerçek manada ücretsiz yapmalısınız. TBMM’ye gidip, iki yıl milletvekilliği yapıp, yaşı da doldurunca ömür boyu yüksek rakamla emekli olabilme imkanınız var ise, çocuklara zorunlu eğitim sürecinde bu ülkede ücretsiz eğitim sunmak için elinizden geleni yapma mecburiyetiniz de var. Tekrar tekrar hatırlatıyorum. Birilerinin keyfi uygulamasıyla çocuklar ve veliler zora sokulmamalı. Bunu yapmakta ısrar edenlerden de hesap sorulmalı. Çok zorda olan okullar var ise, Milli eğitim Bakanlığı, valilikler bu okullara daha fazla destek olabilme imkanlarını tekrar gözden geçirmeli…
Sonuç ortada. Kıyamadığımız, candan sevdiğimiz eğitim camiamızdan bazılarının keyfi uygulamaları sonucu farkına varmadan kıydığı,yine bu ülkenin geleceği olan çocuklarımıza oluyor...Lütfen, herkes bu konuda daha hassas olsun, daha fazla çocuklarımızı ve velilerimizi zora sokmayalım.








