Bugünlerde Afganistan, Taliban, Afgan göçmenlerin İran, Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerine etkileri sürekli gündemde ilk sırayı almakta iken, ben de farklı açıdan konuya yaklaşmak istedim.
Taliban (Talebeler) için Pakistan eski Başbakanı Benazir Butto’nun “İyi Çocuklar, Taliban” dediği bir zamanlar rivayet edilmişti. Bu bilginin kaynağı belirsiz olsa da, Benazir Butto’nun şahsında aslında (ISI) Pakistan İstihbaratı’nın Hindistan ile süregelen mücadelesi sürecinde; arka bahçesi olarak gördüğü Afganistan’da etkili olarak gücünü muhafaza etmek için Taliban’ı ilk aşamalarda desteklediğini ifade etmek için bu söylemin kullanıldığı iddia edilmişti. İlginç olanı ise; 3. kez başbakan olmak için seçim mitingi yaptığı sırada, Benazir Butto bir intihar saldırısı sonucu vefat etmiş ve saldırıyı da “İyi çocuklar” dediği rivayet edilen Pakistan Taliban’ı üstlenmişti.
Peki Taliban ne zaman kuruldu? 1994’de kurulduğu varsayılsa da; 1979-1989 yılları arasında Sovyetler Birliği, Afganistan’daki marksist yönetim tarafından Afganistan'a davet edildiğinde Taliban var olmaya başlamıştı.. Sovyetler Birliği işgaline karşı Taliban, o dönemde CIA tarafından eğitilerek desteklendi. Yani; Pakistan, ABD, İngiltere başından beri Taliban ile birlikteydi. Yoksa; İslamiyet temelinde gözüken Taliban, uyuşturucudan gelir elde etmeyi düşünebilir miydi? Sovyetler gittikten sonra, ABD yeni emelleri için Taliban’ı kullanmaya karar vermiş, kurguladığı plan sonrasında, Taliban’ı kovmak bahanesiyle, çok uluslu güç şemsiyesinde Afganistan’a girmiş ve yıllarca kaldıktan sonra, yeni planları çerçevesinde Afganistan’ı sözde terk ediyordu. Peki yeni hedefler nelerdi?.
Afganistan’ı hissetmek için, oraları gören birinden duyalım, istedim. 2007’li yıllarda Afganistan'da, NATO-ISAF’da görev yapmış birine ordayken edindiği izlenimleri sordum. Arkadaşımın ilk sözleri ilginçti: “Afganlar temiz kalpli, iyi insanlar ve biz Türkleri seviyor, hala Atatürk ve Kral Emanullah dostluğundan bahsediyorlar; Kurtuluş Savaşımız sırasında, yokluk içinde olmalarına rağmen, hanımlarının altınlarını bozdurup Anadolu'ya, Türkiye‘ye destek için gönderdiklerini konuşuyorlar. Ancak, 2007’li yıllarda Türkiye‘ye birazcık şaşırarak bakıyorlardı. Çünkü, Türkiye’nin bir dönem desteklemiş olduğu General Raşit Dostum Afganistan genelinde pek sevilmiyor.”
“Afganistan'da yaklaşık 13 büyük etnik kökenli halk yaşıyor; bunlardan en büyük iki tanesi Peştu ve Farisi olarak adlandırılıyor. Taliban’ı ise en çok Peştular destekliyor. Etnik guruplar birbirine düşmanlaştırılmış; Peştular Farisiler için “En iyi Farisi ölü olandır diyebilirken, Farisi bir insan ise Peştular için “ En iyi Peştu ölü olanıdır.” diyebiliyor. Birileri Afganları sürekli birbirine düşman etmiş ve bu sayede Afganistan’ı sürekli işgal ederek geriletmeyi başarmış.”
“Afganistan'da Voleybol çok sevilen yaygın bir spor dalı ve basit bir file ile dağlık yerlerde bile çokça oynanıyor. Taliban'ın etkili olduğu yerlerde medrese eğitimi ve fen bilimleri eğitimi ciddiye alınıyor; dağlık bölgelerde taştan yapılmış tahtalarda matematik eğitimi verildiği bilinen bir gerçek..”
“Başlangıçta Taliban adaletsizlikleri bitirir ve Afganistan gelişir” diye düşünen çoğu Afgan, Taliban'ı desteklemiş ise de, zamanla korku imparatorluğu oluşturan Taliban, uyuşturucu ticaretini yapması ve keyfi uygulamaları yüzünden halktan kopmuş durumda. Peki, artık halktan destek bulamayan Taliban nasıl yönetimi ele geçirebiliyor? Tabi ki, öncelikle ABD ve İngiltere’nin kurgu ve desteğiyle!..”
“Afganistan'da petrol yok diye biliyorum. Neden Afganistan sürekli işgal altında, neden önemli bu ülke?” diye soruyorum arkadaşa.
“Bir keresinde bu soruyu NATO'daki askeri yetkililere sordum. Verdikleri cevap şöyleydi: ABD'nin Çin'i kontrol etmek için oluşturduğu bir askeri hava koridoru var. Afganistan, bu hava koridorunda en stratejik son ülke. Ayrıca; hem Asya ile Ortadoğu arasında çok önemli bir geçiş noktası, hem de İran'ın hemen arka bahçesi. Afganistan, sıcak denizlere inmek isteyen Rusya için alternatif bir geçiş noktası. Öte yandan; Çin, Pakistan, Hindistan, Özbekistan, Orta Asya ile Arap Yarımadasını etkileyen çok önemli bir ticaret ve askeri öneme sahip stratejik bir konumda olması sebebiyle Afganistan'ı kontrol eden, çok geniş bir coğrafyada etkili söz sahibi olur.“ diyerek 2007 ‘li yıllarda Afganistan’da edindiği birkaç izlenimini paylaşıyor arkadaşım.
Unutmadan; devletin resmi adı ‘Afganistan İslâm Cumhuriyeti” ve 2 resmi dili var; Peştuca ve Farsça.
Gelelim kişisel kanaatime... ABD, çoktan dünya liderliğini Çin‘e kaptırmış ve çöküş süreci hızlanmış durumda. Ortadoğu, Afganistan, Irak, Suriye gibi dünyanın birçok ülkesini kana boğan ve Türkiye’yi de defalarca bölmeye çalışan, ancak başaramayan ABD’de şimdiden 10 eyalet ordularını aktif ettiklerini duyurarak Birleşik Devletler'den ayrılma sinyallerini verdi. Merkezi Yönetim, bir süredir New York valisine söz geçiremiyor. Dünya genelinde “Böl- Parçala- Sömür” politikasını bir yüzyılı aşkındır izleyen ABD, yakında parçalanacak ve küçük devletlere bölünecek. Bu kaderden kurtulmak için ABD; Türkiye, Irak, Suriye, Arabistan gibi ülke ve bölgelerde yeni devletler kurması gerekirken, bunu başaramadı. Amerikan ekonomisi her geçen gün Çin'e teslim olmuş ve gerileme sürecine girmiş durumda. ABD, resmi olarak 2049'da bitirileceği Çin Devlet Başkanı tarafından duyurulan “İpek Yolu Projesi"ni engelleyemediği için çökmek üzere.
Dolayısıyla; ABD, yeni iki hamle deniyor. Afganistan ve Irak'tan çekilerek bu ülkelerde daha büyük kaos ve Batı'ya daha büyük göçler başlatarak “İpek Yolu Projesi"ni baltalamak; projenin önemli ortaklarından Türkiye, Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere gibi Avrupa Kıtasının önemli ülkelerinin ekonomik ve siyasi istikrarlarını bozmak; böylece Amerika Birleşik Devletleri'nin bitmek üzere olan varlığını sürdürmek... Ama; uçaklarından Afganların düşerek yere çakıldığını gördüğümüz, hatta bunu dalga geçercesine tişörtlere basabilen ABD hedefine ulaşamayacak ve daha acımasız olan Çinlilere boyun eğecek gibi gözüküyor.
Bu arada “Dünya, eli kanlı ABD’den kurtuluyor.” diyerek pek sevinmemek lazım; zira, ölü cenin dahi yiyen bir Çin'in gelişi karşısında hepimizi daha iyi günlerin beklediğini söylemek zor! Daha çok çalışıp, ilerlemeli ve daha çok üretmeliyiz. Ancak, o zaman daha dik ayakta durmayı başarabiliriz. Türkiye olarak Afganistan konusunda birçok ülkeden daha doğru adımlar attığımızı ve göçmen krizinden diğer ülkelere göre daha az zararlı çıkacağımızı; hatta karlı olacağımızı da düşünenlerdenim. Çünkü; tarih tekerrürden ibarettir ve Atatürk ve Kral Emanullah dostluğu boşa değil!..








