Huzurevleri (2)
‘İstek üzerine yayınlıyoruz’
Bu yorumumu da kıssadan hisse almak için mutlaka okuyun!
Dünkü yorumumda, Huzurevleri’nin bazı yaşlılar için gerçekten huzur yuvası, bazıları için ise “Ayrılık ve Hasret Çekme Evleri gibidir!” demiş ve nedenlerini açıklamaya çalışmıştım.
Bugünkü yorumumda, bir babanın evlatlarının geleceği için nasıl mücadele ettiğini, neler yaptığını ve sonunda ne olduğunu bana anlatan bir babanın söylediğini size aktarmak istiyorum.
*****
**BİR BABANIN KISA ÖYKÜSÜ!..**
Bundan 6-7 yıl önce kendine elektrikli tıraş makinesi almak için dükkânıma gelen ve ismini unuttuğum 70-75 yaşlarındaki bir beyefendi ile tanıştım. Gerçekten bir bey efendiydi. Fakat biraz hüzünlüydü.
Helal hoş olsun kahve söylemiştim. Kahvelerimizi içerken kendisine, “Nerelisiniz?” diye sorduğumda biraz duygulandı ve derinden bir nefes çekerek; “Valla ne sen sor ne ben söyleyeyim. Ama gene de söyleyeyim!” diyerek başladı anlatmaya;
“İzmitliyim fakat 1 aydır Kırklareli Huzurevliyim. Kader böyle yazılmış. İstanbul Cerrahpaşa Hastanesi’nde laborant olarak 30 yıl çalıştım. Boş gecelerimde zabıtalardan kaçarak seyyar satıcılık ve başka ek işlere yaptım. Böylece müstakil 3 dairelik ev yaptım” dedi ve gözleri yaşardı.
Bir oğlu ve bir kızı olduğunu söyleyen ve bunları zor şartlar altında okuttuğunu ve çok başarılı olduklarını söyleyerek şöyle devam etti;
“Oğlum binbaşılığa yükseldi evlendi. Kızımın birkaç yabancı dili ve okuduğu bölüm geçerli olduğu için güçlü şirketler onu kaptı ve Dubai’ye gönderdiler. Oradan da Amerika’daki şirketlerin başına getirdiler ve orada bir Amerikalı ile evlendi.
Hanımım ölünce yalnız kaldım. Kız Amerika’ya, Binbaşı Eskişehir’e ısrarla çağardılar. Onları sıkıntıya sokmamak için haber vermeden işlemi yaptırıp ‘huzurevli’ oldum!..”dedi.
Bunları anlattıktan sonra daldı ve gözleri doldu… Benden bir bardak su istedi. Tabi bende duygulandım.
“…Ne yapalım kader böyle imiş. İnsanlar tek gelir, çoğalır, tek kalır ve gider…” dedi ve ekledi;
“…İki torunum var. Biri Amerika’da hiç görmedim zor görürüm. Diğerini de çok özledim. Bilmem onu da görecek miyim? Evleri kendim ve çocuklarımızla (3 daire) oturma hayalleriyle yaptırmıştım. Ama 3 daire şimdi boş. Kim oturacak Allah bilir. Evlatlarıma da küs değilim onlarla gurur duyuyorum. Onların sağlığı ve mutluluğu için hep dua ediyorum…”
*****
Aradan 3-4 ay geçtikten sonra tekrar ziyaretime geldiğinde, 3 ayda her yönden çöktüğünü gördüm. Demek ki, yalnız hastalık değil, yalnızlık, hasretlik ve özlemde insanı çabuk çöktürürmüş. Boşuna denmemiş, “Demiri pas. İnsanı yas-keder” bitirir.
Zaten huzurevinde 2 yıl kadar kaldıktan sonra evlat ve torunlarına hasret olarak Allahın rahmetine kavuştu ve evlatları gelip cenazesini alıp götürdüler.
Ya! İşte böyle. Güzel hayaller bazen hüsranla sonuçlanır. ALLAH herkesin sonunu hayırlı eylesin…