OKU/YORUM
Rahmi Sağlık
Teknoloji ve modern yaşantı, aile, akraba ve komşuluk bağlarını koparmaya başladı.
Önce televizyonlar, ardından internet ve şimdi de akıllı tabir edilen cep telefonları, gençleri ailelerinden, komşuları da komşularından uzaklaştırmaya başladı.
Yalnız gençler değil orta yaşlılar da, internet ve akıllı cep telefonuna adapte oldu. Bir toplulukta bile telefonu ile meşgul oluyor, gözü ve aklı ekrandaki görüntüde…
Şimdi benim söyleyeceklerimi bazıları belki önemsemeyecek. Fakat geçmişi hatırlamak ve hatırlatmakta fayda vardır. En azından yaşanmışı şimdiki kuşaklara aktarayım dedim…
* * * * *
Bundan 50-60 yıl önce, aileler ve evlatlar aynı sofrada, aynı çorbayı baylaşır. Ayni ekmek dilimini bölüşürdü. Büyüklerin küçüklere sevgisi, küçüklerinde büyüklere son derece saygılı idi. Edep ön planda idi. Örf ve adetler yaşatılırdı. Sofralarda mutluluk vardı…
Uzun kış gecelerinde kadınlar komşularda toplanır, sobalarda mısır patlatılıp birlikte yenir, ayran, ıhlamur ve kuyruk (ada) çayı, kahve içilir sohbet edilirdi, genç kızlar bölgesel maniler ve türküler söylerdi. Ev sahipleri misafirleri zevkle ağırlardı. Böyle gece ziyaretlerinde yarışırlardı.
Erkekler de kahvehanelere gider radyodan ajansları (haberleri) dinler, tartışmadan kendi aralarında yorum yaparlar, dertleşir, şakalaşır bazıları da okeye benzeyen domino, pişti, kaptı kaçtı, tombala oynardı.
Gençlerin gittiği kahvehaneler ayrı idi. Onlarda eğlenmek için bazı eğlence oyunları oynar, şakalaşır, gülüşür ve bilek güreşi yapardı. Aynı kıza takılanlar ise biraz daha mesafeli idi.
* * * * *
Kısacası gençler aile bireyleriyle dertleşir, Ailede sevgi ve saygı hiç eksik olmazdı. Bu saygı ve sevgi topluma da yansıyordu o dönemde. Herkes huzurlu, mutlu ve kanaatkardı.
Şimdi bunlar hep geride kaldı. Yaşam tarzı değişti. Her evde 1-2 Tv., Bilgisayar ve İnternet, ailenin her ferdinde akıllı cep telefonu var. Aile ortamında sohbet, ilgi, saygı ve sevgi azalmaya başladı. Herkes kafasına göre takılır oldu.
Çünkü birileri Televizyonlardaki dizileri, diğerleri maç ya da açık oturumları ile kafa yorarken, kendini akıllı telefona kaptıranın gözü, aklı, fikri telefonunun ekranındadır. Veya evden çıkar gider… Doğru değil mi?
* * * * *
Sonra ne oluyor. İzlediklerimizi, duyduklarımızı yaşamak ve elde etmek istiyoruz. Bu kadar abartılı şeyleri elde edemediğimiz ve yaşayamadığımız için agresifleşir, gerginleşir, huzursuz hale gelip herkesi, hatta ana- babayı suçlamaya başlarız. Oysa biraz kanaatkar olursak daha huzurlu ve mutlu oluruz!..
Biz bu çağın bu nimetlerine karşı değiliz. Mutlaka bunlardan yararlanacağız ve yararlanmalıyız da... Yararlanalım derken kendimizi kaptırıp kendimizden geçmemeliyiz. Kendimizi, ailemizi ve bütün insanları sevmeliyiz. Unutmayalım ki, sevmeden sevilemeyiz. Biz seversek bizi de severler. Sevmezsek sevilemeyiz!..