OKU/YORUM
Rahmi Sağlık
16 Nisan 2017 Pazar günü yapılacak olan Anayasa değişikliği ile ilgili Referandum’da sandıktan ne çıkacağını saat 17.00-18.00’den itibaren hep birlikte göreceğiz.
Aslında ne çıkacağını hemen-hemen herkes tahmin ediyor, hatta biliyor. Fakat gönlünde bir renk var.
Gönlündeki renge halel gelmesin diye renk vermiyor. Ama son gün hatta sandığa giderken, çocuklarının ve torunlarının geleceğini, mutluluğunu, huzurunu, kavgasız bir ortamda, modern çağın nimetlerinden yararlanarak yaşamasını düşünerek renk değişikliği de yapabilir.
Kısacası biz diyoruz ki, seçmen mührü basarken iyi düşünsün. Rengini ona göre seçsin. Bu siyasi parti seçimi değil ama parti seçiminden daha önemli. Çünkü ülkenin geleceğini oylayacak. Ya geçmişten memnunum Geçmişe devam diyecek ya da yeni ufkun önünü açacak.
Ben ve 30 yaş üzerinde olanlar, 1950 yılından sonra yaşanan hükümet bunalımlarını, güvenoyu alamamış azınlık ve çok başlı koalisyon hükümetleri ile Cumhurbaşkanları ve Başbakanlar arasındaki anlaşmazlıkları ve kavgalarını yaşayarak, görerek 2000’li yıllara sıkıntılarla geldik.
O dönemlerde siparişle, birilerinin baskısıyla Cumhurbaşkanı adayları belirleniyordu. Aylarca Cumhurbaşkanı seçilemiyordu. Dolayısıyla muhtıra ve darbelerle 50 yıl geride kaldı.
* * * * *
Artık 2010 Referandumu’ndan sonra Cumhurbaşkanı’nı, Cumhur yani Halk vesayetle değil kendi iradesiyle, kendi istediğini seçecek.
Geçmişteki 50 yılı yaşayanlar ve bilenler ile 18 yaşını doldurmuş olanların sandıkta ne diyeceğini kestirmek zor. Çünkü geçmişler unutulabiliyor. Fakat vatandaşlar geleceğe daha güvenle bakmayı ve hükümet bunalımlarını tekrar yaşamak istemeye bilir.
Her şeye rağmen Anayasa Referandumuna giden yolun zemini kaygan olduğunu da söyleye biliriz. Bu kaygan zemin 16 Nisandaki oylamada seçmeni nereye kaydırdığını aynı gün saat 18 den sonra hep birlikte gereceğiz.
Biz diyoruz ki, Halk en iyi kararı verecek ve 17 Nisan’dan sonra gerginliklerin yerini birlik ve beraberlik alsın. Türkiye tektir ve hepimizindir. Gerisi teferruattır.