Etiketlerde Fiyatlar Neden Düşmüyor?
İŞTE CEVABI
“İşyerleri döviz bürosu değildir”
Trakya’da Yeşilyurt Gazetesi olarak Dolar’ın 18 Lira seviyelerinin ardından sert bir şekilde düşmesine rağmen etiketlerde fiyatlarının neden düşmediğini araştırdık.
Dolar’ın artışıyla en çok etkilenen kesimlerden birisi olan Elektronik alanında yıllardır faaliyet gösteren Yüce Elektronik İşletme Sahibi Vecdi Yüce ile görüştük.
Doların düşmesinin ardından bunun etiket fiyatlarına neden yansımadığını sorduğumuz Yüce Elektronik İşletme Sahibi Vecdi Yüce, birçok sektörde etiket fiyatlarının inmesinin biran olamayacağını dile getirdi.
“Fiyatların düşmesi zaman alacak”
Girdi maliyetlerinin yüksek olmasından dolayı ürünlerin fiyatlarının düşmesi için mutlaka zaman geçmesi gerektiğini belirten Vecdi Yüce, “Ülkemiz ekonomik kriz yaşıyor. Piyasalar şuanda fazlası ile oynak durumda. Dolar 18’deyken çılgın fiyat artışları oldu. 11 bandına kadar indi. Ama bunun etiketlere yansıması kolay olamayacak. Çünkü ticaret canlı bir olay. Perakende sektörü dolar 18 TL iken mal almak zorunda kaldı. İthalatçılar aynı şekilde. Buda büyük bir maliyet oldu. Sanayici 15-16 Dolar’dan mal alımı yaptı. Bunlar bir maliyet oluşturdu. Bu maliyet fiyatlara yansıdı. İşyerleri ve üretim yapan yerler döviz bürosu değildir. Bir ürünün girdi maliyeti yüksek olduğunda bu ürünün fiyatını düşürmek için mutlaka zaman gerekir. Bazı sektörlerde fiyatlar inse de diğer birçok sektörde etiket fiyatlarının inmesi bir anda olamayacak.”dedi.
“Köylerde yaşam canlandırılmalı”
Ekonomik krizin hissedilmesinin en önemli nedeninin köylerde yaşamın git gide yok olmasından kaynaklandığını aktaran Vecdi Yüce, “Yıllardır ülkede belli dönemlerde ekonomik kriz oluyor. Bu ekonomik krizin daha fazla hissedilmesinin en önemli sebebi Türk halkının köylerden kente göç etmesidir. Köyler oba sistemindeydi. Kendi başına tabiri caizse devlet gibi çalışıyordu. Köylerde hayvancılık, çiftçilik sayesinde yoğurttan, peynire, undan, ete her türlü temel gıda ihtiyacını insanlar kendileri üretebiliyordu. Eskiden tek bağımlılık yağ ve şekere vardı. Toplumumuzun büyük bir çoğunluğu köylere bağımlı olduğu için ekonomik çöküntüler bu yüzden daha az hissediliyor. Örneğin bir kişi büyükşehirde çalışırken, annesi veya kardeşi köyde yaşadığında kışlık gıdasını köyden karşılayabiliyordu. Ama şuanda köyde yaşayan vatandaşlar bile ekmeğini yoğurdunu bakkal ve marketlerden temin eder hale geldi. Köylerde üretim olmadığı için sıkıntılar daha net hissedilir hale geldi. Çünkü şehirde yaşayan vatandaşlar, üretim olmadığı için zor zamanlar yaşamaya başladı. Köylerde üretim bitirilmemeli. Amerika’dan örnekler alınıyor. Şirket tarzında. 4 bin dönem arazi işlenen yerler var. Ama unutulmasın ki Amerika’nın sistemi farklı Türkiye’nin sistemi farklı. Her ülkenin kendisine göre sosyolojik yaşam biçimi var. Biz kendi yaşam biçimimizi görmezden gelip, başka sistemi uygulayamayız. Toplumda bu durum kabul görmedi. Çiftlikler kuruldu. Araziler alındı. Şuanda o çiftliklerin hepsi bomboş. O teşvikler ve yatırımların hepsi çöp oldu. Yazık. Bu ülkenin kaynaklarına yazık. En basit hayvancılıkta saman sıkıntı için konuşabiliriz. Neden saman sıkıntısı yaşanıyor? Çünkü şirketin bin hayvanı var. Tarlası 1 dönüm yok. Bu hayvanlara saman balyası almak zorunda. Bu sefer piyasada birden bire samanın fiyatı yükseliyor. Eskiden herkesin 5-10 hayvanı vardı. Üretimini yapıyordu. Tarlasından yem ve saman ihtiyacını karşılıyordu. Dışarı bağımlı olmadan giderlerini düşük maliyet ile karşılayabiliyordu. Ama şuanda durum böyle değil. Koşullar yem almak zorunda bırakıyor. Buda maliyetleri katlıyor. Yemin kilosu 2 lira bir ay sonra 2.5 Lira.”diye konuştu.
“Ekonomik kriz açlık krizine dönüşmez”
Köy hayatına geri dönüş için mutlak politikalar üretilmesi gerektiğini vurgulayan Yüce, “Artık geriye dönüş kolay olmayacak. Köy hayatına geri dönüş için acilen devletimizin projeler hayata geçirmesi gerekli. Köyde yaşam kurulması ve canlandırılması gerekir. Türk toplumunun temeli her zaman köylüdür. Köylü varsa istediğimiz kadar ekonomik sıkıntı olsun. Bu sıkıntı atlatılır. Yıllardır sıkıntıları köylümüz sayesinde atlattık. Çünkü şehirlerdeki insanlarımızın büyük bir kısmının köylerde yaşayan insanlar tarafından desteklendiğini düşünürsek, çok az bir insanımız ekonomik sıkıntıdan doğan açlıkla baş başa kalıyor. Bunu da sosyal yardımlarla aştığımızda ekonomik kriz açlık krizine dönüşmez. Bunu yeniden düzene koyabilmeliyiz. Bu tür politikaların oluşturulmasını bekliyorum.”ifadelerini kullandı.