Ramazan ayı denildiğinde iftar sofralarının en özel tatlılarından biri olan güllaç akla geliyor. Hafifliği ve sütlü yapısıyla özellikle oruç sonrası mideyi yormayan bu geleneksel lezzet, anne elinden yapıldığında ise ayrı bir anlam kazanıyor. Osmanlı mutfağından günümüze uzanan güllaç, Ramazan sofralarının en sevilen tatlısı olmayı sürdürüyor.
Osmanlı’dan Günümüze Uzanan Lezzet
Güllaç tatlısının kökeni Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar uzanıyor. Rivayete göre saray mutfağında keşfedilen bu tatlı, zamanla halk arasında yaygınlaşarak Ramazan ayının simgesi haline geldi. İncecik güllaç yapraklarının süt ve şekerle buluşmasıyla ortaya çıkan bu hafif tatlı, özellikle iftardan sonra tercih ediliyor.

Anne Elinin Lezzeti Bir Başka
Ev yapımı güllaçta en önemli unsur, sütün kıvamı ve kullanılan malzemenin tazeliği. Ilık sütle yumuşatılan güllaç yaprakları arasına ceviz ya da fındık serpilerek kat kat hazırlanıyor. Üzeri nar taneleri ya da Antep fıstığı ile süslenen anne elinden güllaç, hem göze hem damağa hitap ediyor. Hazır tatlılara kıyasla daha doğal ve katkısız olması da ev yapımını öne çıkarıyor.
Hafif ve Sağlıklı Bir Tatlı Alternatifi
Sütlü bir tatlı olması nedeniyle diğer şerbetli tatlılara göre daha hafif olan güllaç, Ramazan ayında sıkça tercih ediliyor. Özellikle ağır yemeklerin ardından mideyi yormaması, onu iftar sofralarının vazgeçilmezi yapıyor. Geleneksel lezzetleri yaşatmak isteyenler için ev yapımı anne elinden güllaç, Ramazan ayının en özel tatlısı olmaya devam ediyor.
SEMRA GÖREN