Kırklareli Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Göksal Çidem ile son günlerde konuşulan Balkanlar ve Trakya’daki sağlıksız hava hakkında röportaj gerçekleştirdik.
Çevre Meclisi Başkanı Göksal Çidem’in açıklamasında en dikkat çeken söylediği söz “Doğal varlıklarımızın sınırsız olduğu yanlışından dönmeliyiz” oldu.
“Balkanlar ve Trakya’da sağlıksız bir hava var. Hassas gruplar için riskli” diyen Kırklareli Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Göksal Çidem, “Çerkezköy-Kapaklı sanayi ağırlıklı bir bölge. Dolayısıyla OSB’lerin ve ağır sanayi kolunda bulunan tesislerin bulunduğu alanlarda hava kalitesinin izlenmesi halk sağlığı açısından, özellikle de hava kirliliğinden en çok etkilenecek hassas gruplar için önemli. Solunum yolu, kalp rahatsızlığı ve hamileler için risk olduğunu konunun uzmanları özellikle belirtiyor” diye konuştu.
“Sonuçlarının paylaşılması insan sağlığı açısından önemlidir”
“İnsanların nasıl bir hava teneffüs ettiklerini bilmeleri yasal haklarıdır” şeklinde konuşan Çidem, “İlimiz sınırlarında 4 Hava Kalitesi İzleme İstasyonu var. Merkez, Lüleburgaz, Vize ve Limanköy. Meselaaa Pınarhisar da neden yok? Pehlivanköy de neden yok? Kofçaz, Demirköy, Babaeski neden yok? Buralarda yaşayan insanların nasıl bir hava teneffüs ettiklerini bilmeleri yasal haklarıdır. Yatırım yaparken önce insana yatırım yapmak gerekmez mi? Eğer buralarda hava kalitesi izleme istasyonu var ise, ÇŞB ulusal hava kalitesi izleme sayfasından duyurmalıdır. Duyurmalıdır ki, buna göre de önlem alınması için uyarılar yapılmalıdır. Sizler sayfalarınızda hava durumu bilgilendirmesi yapıyorsunuz. Bunun yanında hava kalitesi konusunda da bilgilendirme yapabilirsiniz. Özellikle Pınarhisar ilçe merkezi ile Kırklareli OSB bölgesinde hava kalitesinin izlenmesi, izleniyorsa da kamuya açık platformlarda sonuçlarının paylaşılması insan sağlığı açısından önemlidir. OSB şehre uzak, yerleşim alanları dışında kalıyor diye bir yaklaşım olursa, OSB de binlerce insan çalışıyor. Şehre uzak derlerse de kirliliğin nereye taşınacağına rüzgar karar verecektir. Ormanların temel fonksiyonu oksijen üretimi su kalitesinin iyileştirilmesi, erozyonu önlemesi, karbon yutak alanı olması, flora ve fauna üzerindeki olumlu etkileri ve çevreye önemli katkıları bulunduğu gerçektir. Havanın temiz kalması orman varlığına bağlıdır. Orman alanları daraldıkça, nefesimizin daralacağını unutmamak gerekir. Ormanlar iklim oluşumu ve değişimi sürecinde önemli bir rol oynamaktadırlar. Bir tarafta önemli bir karbon rezervuarı görevi görürken, diğer tarafta da küresel ısınma eğilimindeki beklenen iklim değişikliğine karşı hassastırlar. Ormanlar karbondioksit için büyük bir havuz görevi görürler ve seragazlarının atmosferde emiliminin azaltılmasında önemli bir rol oynarlar çünkü biriken biyokütledekicarbonu bağlarlar ve böylece aslında CO2 emerler” cümlelerini kullandı.
“Trakya toprakları çok değerli ve önemlidir”
Trakya Platformu Genel Kurulu’nda yapılan çağrıyı yineleyen Çidem, “Hava kirliliği ile ilgili önerilerimiz var. Hava kirliliği mevzuatının Dünya Sağlık Örgütü standartlarına uygun hale getirilmesi, hava kalitesini gösteren ölçüm parametrelerinin sayısının tüm ölçüm istasyonlarında standart biçimde olmak üzere artırılması, hava kirliği ölçüm aletlerinin sayısının arttırılması ve özellikle ölçüm aletlerinin sanayinin kirletici rolünün belirlenebilmesi için sanayi bölgelerinde; yaşamsal alanlarda bireysel olarak maruz kalınan kirliliğin belirlenebilmesi için de bölgeyi temsil edecek biçimde meskûn mahallelerde de kurularak net ölçülmesi, hava kirliliği farkındalığını arttırmak için ölçüm istasyonu sonuçlarının panolarda paylaşılmasının sağlanarak herkesin görmesinin sağlanması, kanserojen etkisi olduğu bilinen kirleticilerden PM 2,5 üst limitlerinin Türkiye mevzuatında yer alması. Türkiye’deki bitkilerin 1/3’ü sadece Türkiye’ye özgüdür. Trakya bölgesi Türkiye’nin biyolojik olarak en zengin bölgelerinden biridir. Türkiye faunasının %40’ı, florasının %20’sini barındırmaktadır. Son buzul çağında Avrupa’dan kaçan tüm canlılar (insan, bitki ve hayvanlar) için Anadolu’ya geçişte Trakya, bir göç yolu olmuştur ve hala pek çok canlı için göç yolu olmaya devam etmektedir Trakya toprakları çok değerli ve önemlidir. Kırklareli topraklarında M.Ö. 6400 yılında yerleşik tarıma geçiliyor. Kırklareli Merkezde İ.Ü. den Prof.Dr. Mehmet ÖZDOĞAN tarafından yürütülen Aşağıpınar kazılarında ortaya kondu. Bundan 8500 yıl önce tarım yapılan topraklar üzerine Cezaevleri, Mülteci merkezleri, Fabrikalar, AVM ler, TOKİ ler ile taş, kil, kalker, kömür, mermer v.b. işletmeler açılarak geleceğimizi yok etmeyelim. Trakya topraklarının tarımsal SİT alanı olması sağlanmalıdır. Gerçeğe ve bilime aykırı planlamaya karşı, hukuk mücadelesi güçlenerek sürmelidir. Çevreyi koruma mücadelesi herkesin içinde olduğu bir mücadele alanına çevrilmelidir. Politika geliştirirken koruyucu yaklaşımın benimsenmesi, kirletici unsurlar ve yarattıkları sağlık sorunlarını tespit edecek bilimsel araştırmalara olanak sağlanmalı, destek verilmelidir. Bilimsel araştırma sonuçları kamuoyu ile paylaşılmalı, gerekli önlemler acilen alınmalıdır. Çevre kirliliğine yol açmak, sağlıklı olma hakkının önünde bir engeldir ve insanlık suçu olarak değerlendirilmelidir. Çevre suçlarının uluslararası mahkemelerde değerlendirilmesi için girişimler başlatılmalıdır. Sağlıklı bir çevrede yaşamak haktır, sağlıklı çevrede yaşam hakkının savunucusu olmalıyız. Sürdürülebilir kalkınma değil, sürdürülebilir bir gelecek istemeliyiz. Doğal kaynak ve doğal varlık ayırımı yapılmalıdır. Ormanlar kaynak değil varlıktır. Derelerimiz sularımız varlıktır. Güneş rüzgar kaynaktır. Doğal varlıklarımızın sınırsız olduğu yanlışından dönmeliyiz”