Ortak Akıl
Özkan BAŞARAN
Önyargılarımızı yıkma atomu parçalamaktan zormuş.
Dinlemeden karar veriyoruz bazen.
Aslında “duyduklarımızın hiçbirine gördüklerimizin yarısına inanmalıyız”
Zamanında köyün birinde hamile bir kadın evine dönerken yolun kenarında bir gelincik yavrusu görmüş.
Almış evine götürmüş.
Besleyip büyütmüş.
Bu arada çocuğu dünyaya gelmiş.
Bir gün çocuğunu beşiğe koyup eve su almaya gitmiş.
Eve döndüğünde beşiği kan içinde görmüş.
Bebeğini öldürdü diye gelinciği döve öldürmüş.
Beşiğe gittiğinde kan içinde bir yılan görmüş.
Meğer gelincik bebeğine zarar vermesin diye yılanı öldürmüş.
Aslında gelincik bebeği yılandan korumuş.
Kadıncağız ön yargıyla yaptığı hataya dövünmüş durmuş
Bırakın duyduklarınızı bir kenara da bu yaşanmış olay da gösteriyor ki, gördüklerinizden emin olmadan karar vermemek gerekiyor.
Hayat bir sürü problemi çöze çöze geçiyor.
Ben klasik lise okudum.
Bir gün felsefe öğretmenimiz Hikmet Önal, derse başlar başlamaz beni yanına çağırdı.
En ön sırada oturuyordum.
“Özkan gel benimle sınıfın dışına kadar” dedi.
“Bir gemi batmış 50 kişi ölmüş 150 de kişi yaralanmış.Sen git bu cümleyi sessizce yanındaki arkadaşının kulağına söyle” dedi.
Sınıfa girdik ve ben yanımdaki arkadaşımın kulağına sessizce söyledim.
O da yanındakine söyledi.
Derken bu cümle otuz kişilik sınıfın kulaklarına teker teker söylendi.
En son söylenen öğrenci ve beni Hoca tahtaya çağırdı.
Son öğrenciye “ne duyduysan tahtaya yaz” dedi.
Arkadaş tahtaya “gemi raydan çıkmış 150 kişi ölmüş yaralıların sayısı belli değil” diye yazdı.
“Şimdi sen ne dediğimi tahtaya yaz Özkan” dedi.
Ben de “Bir gemi batmış 50 ölü 150 yaralı var” diye yazdım.
Hikmet Hocam “Bakın ilk cümle ile son cümle arasında ne kadar fark var” dedi
Şimdi durup bir düşünelim.
Gördüklerimizin bile yarısına inanırken duyduklarımıza nasıl inanalım?
Sakin olmak gerekiyor.
Anlayıp dinlemeden vereceğimiz kararlar yukarıda verdiğim örneklere benzeyecektir.
Ön yargılarımızı yıkmak için birçok kişiden teyit etmeden kimseyi yargılamamız gerekiyor.
Peşin hükümlü davranarak kim bilir ne hatalar yapıyoruz.
Kafamızda bir sürü şeyleri kuruyoruz da kuruyoruz.
Ön yargıların kafamızı kemirmesinin verdiği kuruntular bunlar.
Ön yargıların kuruntusu da ne demek?
“Olmayan şeyleri sanki olmuş gibi farz ederek,insanları yok yere suçlamak” demek.
Hepimiz bu tür şeyleri az veya çok yaşamışızdır, kimi bilerek kimi bilmeyerek.
“Kötüdür” diye düşündüğümüz kişiler aslında bize karşı iyi niyetli olduğunu görmüşüzdür.
“İyidir” diye düşündüğümüz kişilerin de kötü niyetli olduğunu yaşayarak görmüşüzdür.
Onun için her şeyi zamanın akışına bırakmak en doğrusu.
Kim ne karakterde ise günün birinde bir olay karşısında “BEN BUYUM” diyecektir zaten.
Bizlere de bunu anlamak için sakin olup sabırla beklemek kalıyor.