Ortak AKIL
Özkan Başaran
Her sabah uyandığımızda hayata başlamadan önce günlük programımızı yapıyoruz.
“Şunu yapacağım bunu yapacağım” diyerek evden çıkıyoruz.
Akşam eve döndüğümüzde ne kadarını gerçekleştiriyoruz?
Bazen hepsini bazen bir kısmını ve bazen de hiçbirini.
Düşündüklerimizle yaptıklarımız farklı olabiliyor.
Siyasi arenaya bakıyorum da her gün ayrı bir senaryo.
Önümüzde çok kritik bir seçim var.
“Ben şu olacağım, ben bu olacağım” diye açıklama yapanları izliyoruz.
Söylemek ile yapmak arasında ne kadar fark var?
Çok fark var.
Aslında bir bilinmezliğe doğru ilerliyoruz.
Neyin ne olacağı hiç belli değil.
Daha seçim olmadan görevleri paylaşmak, doğmayan çocuğa don biçmeye benzer.
Her yaşadığımız gün bir önceki günden değişik gelişmeleri ortaya koyuyor.
Anketlere bakıyorsunuz Millet ittifakı seçimi şimdiden kazanmış gibi.
Daha önceki seçimleri düşündüğümüzde, anketleri yanıltan sonuçları yaşadığımızı hatırlıyorum.
Sandık her zaman anketlerin artı eksi yedi puan önünde veya gerisinde çıkabiliyor.
Yükseliş trendine girmiş partiler, sandıkta anketlerin yedi puan önünde çıkabiliyor.
Düşüş trendinde olan partiler de sandıkta anketlerin yedi puan altında çıkabiliyor.
Bu bilimsel bir gerçeklik.
Onun için neyin ne olacağı hiç belli değil.
Örneğin yükseliş trendinde olduğu iddia edilen CHP, İYİ PARTİ ve DEVA gibi partilerin nerede duracağı belli değil.
Düşüş trendinde olduğu iddia edilen AK PARTİ ve MHP’nin seçimi hangi oranlarda bitireceği de belli değil.
Yaşayacağımız hiçbir sonuca şaşırmamamız gereken bir yola girmiş bulunuyoruz.
MİLLET İTTİFAKI Parlamentoda Anayasal çoğunluğu kazanmanın peşinde.
Bu olabilir mi?
Yükseliş trendi bu şekilde devam ederse neden olmasın?
Halkımızda gizemli bir sessizlik gözleniyor.
AK Parti’den vazgeçtiğini söyleyenlerin hangi partiye gideceklerine karar veremedikleri iddia ediliyor.
İşte bu kararsız kitlenin belirleyici gizemi büyük bir merak konusu.
Uzun yıllardır AK partiye destek veren bu kitlenin kararı, sandıkta belli olacak.
Sandığa kadar da bu kitlenin bilinmezliği gizemini koruyacak gibi görünüyor.
Peki, bu kritik kitle hangi partilere destek verebilir?
Bir defa bu kitle sağ seçmen olduğuna göre önünde iki alternatif var.
Biri İYİ parti, diğer DEVA partisi.
Tam tersi de olabilir.
Bu kararsız seçmen AK Partiden vaz geçmiş ama onun kapısının önünde kapısında bekliyor.
İkna olmaz ise döner yine eski partine son bir kez daha destek de verebilir:
Çünkü sağ seçmenin sandık davranış biçimi, oyunu bölmemek üzerine kuruludur.
Güçlü olan sağ partide toplanmak gibi bir siyasi davranış sergileyen sağ seçmen, o günlerdeki kararını bu doğrultuda verecektir.
Peki AK Parti’den vazgeçen seçmen kitlesi CHP’ye destek veremez mi?
Çok zor ama imkânsız değil.
Bu tamamen CHP’nin izleyeceği politikalara bağlı.
Öncelikle CHP’nin sağ seçmeni iyi tahlil etmesi gerekiyor.
Bana göre CHP bugüne kadar sağ seçmeni tam anlamıyla tahlil edemedi.
Kendisini sağ seçmen yerine koyarak politika üretemedi.
Ama çok geç kalmış değil.
Sağ seçmen ne ister?
Sağ seçmen, projelerle bezenmiş vizyonlu bir bakış ister.
Sağ seçmen, muhafazakârdır ona göre politikalar bekler.
Sağ seçmen, güven duymak ister.
Sol partiye öyle bir güvenmeli ki, seçimden sonra hayal kırıklığı yaşamasın.
Önümüzdeki seçimin kaderini AK partiden kopan o kritik kitle belirleyeceğine göre, daha yapılacak çok işimiz var demektir.
Çünkü bu gizemli bilinmezliği çözmek, sanıldığı kadar kolay değil.
Yıllarca çözülemeyen bu sağ -sol dengesizliğinin sırrına ulaşmak için empati kurma zamanı geldi de geçti bile.
“Sağda toplanan seçmeni çözmeden başarıya ulaşmak çok zor” diyorsak; kendimizi sağ seçmenin yerine koyacağız ve beklediğimiz aydınlık günlere ulaşacağız.