Nizamettin Okutan
İğneada’mızın longoz ormanlarını bilirsiniz. Bilmiyorsanız bile, özellikle yaz aylarında mutlaka bu doğa harikasını görün. Bu bölge sahip olduğu nice doğal güzelliklere rağmen hak ettiği ilgiyi bulamıyor. Doğa, orman, deniz ne ararsanız bolca ve tabii ki, en güzelinden mevcut. Ne var ki, hemen ötesinde Avrupa’nın en kalabalık metropolü olan İstanbul bulunmasına rağmen, İğneada’mız, longoz ormanlarımız pek de bilinmez.
Bilenler yok demiyoruz. Fakat bilenler içerisinden kendisini bilmez insanların sayısının hiç te az olmadığını da gördük. Keşke bu insanları hiç görmeseydik demek geliyor içimden.
Neden mi?
Önceki haftalarda Doğaya Dönüş Derneği, “Sınırların Ötesinde Kartallar” diye başlattığı projesi ile İğneada longoz ormanları ile sahillerine uğradı. Görünüz ki, doğa her gün olanca güzelliği ile bizlere yeni yeni imkanlar sunarken, kimi insanlar da o güzelim doğayı plastik şişelerle, poşetlerle, teneke kutularla, boş av fişekleri ile kirletmekten geri durmamış. Fişeklerle ne yaptıkları da malum. Doğaya Dönüş Derneği, Kırklareli Kent Konseyi Gençlik Meclisi’nin katılımı ile buldukları, gördükleri “insan atıklarını” da temizlemeyi ihmal etmedi.
İnsanın doğayı, böylesine bilerek kirletmesi aslında büyük bir hastalıktır.
Kimi büyük fabrikaların daha çok kazanma uğruna Meriç’imizi, Ergene’mizi kirlettiğini biliyoruz. Yahu paranızı kazanın, kazanın, kazanın! Ama, biraz da doğamıza saygılı olun. Kirklareli’de bulunan derelerimizi kirleten belediyelerimiz de yok değil. Yanlış anlamadınız: Belediyelerimiz. Benim bildiğim kadarıyla ilimizde Paşaköy deresi, Soğucak Dere, Lüleburgaz Deresi, Babaeski Deresi, Teke Dere, Derin Geçit Deresi, Bulanık Dere, Pabuç Dere, Kazan Dere, Rezve Deresi gibi çok sayıda deremiz belediye, fabrika ve ziyaretçiler tarafından kirletiliyor.
Ziyaretçilerin kirlerini bir şekilde temizleriz de, fabrika ve belediyelerin kirlerini temizlememiz oldukça zor. Zira, gördüğümüzde yüzüne tüküreceğimiz ziyaretçiler sadece, poşet, pet şişe gibi toplanabilecek maddelerle kirletiyorlar. Buna rağmen zararsız mı? Hayır! Lakin, kimyasal atıkları bizim temizleme imkanımız yok.
İşte böylesine ilkesiz bir ortamda Doğaya Dönüş Derneği ve Kırklareli Kent Konseyi Gençlik Meclisi’nin yüzümüzü ak eden gençlerine teşekkür etmemiz gerekiyor.
Sizlere bahşetmek istediğim bir başka kirlilik daha var ki, nasıl temizlenebileceğini açıkçası bilemiyorum.
Meclis Adalet Komisyonu’nda rahatsızlanan CHP İstanbul Milletvekili sayın Mahmut Tanal beyin Koronavirüs hastalığına yakalandığını öğrendik. En kısa zamanda sağlığına kavuşmasını diliyoruz.
Fakat, ne tür bir kirliliğe bulaştığını tarif edemediğim adamın birisi çıkmış sosyal medya denilen o boş alanda, “Üzüldüm diyemem, siradakiiii” diyerek sayın Tanal’ın hastalanmasına sevinmiş. Be adam, sayın Tanal’ı sevmeyebilirsin, karşı çıkabilirsin, ama, hastalanmasına üzülmediğini beyan edemezsin. Sen üzülmeyebilirsin, ama, Tanal’ın sevdikleri ve dostları üzülüyor. Onlar üzülsün de diyemezsin. Çünkü hiç birimiz, muhalifimizin de olsa, onların duygularını, hüzünlerini depreştirme hakkına sahip değiliz.
Onun için, meclisteki CHP’li dostlarımız, sosyal medya düzenlemesine katkıda bulunmalıdır. Evet, özgürlüklerimizi, sosyal medyadan sesimizi duyurabilme hakkımızı korumamız lazım. Ama örneğini burada verdiğimiz şey özgürlük değil ki?