Nizamettin Okutan
Zaman ne kadar da çabuk ilerliyor. Daha yeni oldu dediğimiz o kabus dolu 15 Temmuz gecesini hatırlayın! Ama bir de hesap edin; tam da 4 yıl geçmiş aradan. Kimisi bu girişime bir darbe girişimi dese de aslında bir işgal girişiminden başka bir şey değildi 15 Temmuz saldırısı.
Kimilerinin saçma bir şekilde iddia ettiği gibi 15 Temmuz Türk ordusunun ürünü, Türk ordusunun eseri ya da planlaması değildir. Türk ordusu içine sızmış, Türk askeri görüntüsündeki uluslararası ajanlardır. Bakmayın siz onların rütbelerine.
Şöyle düşünün. Ordu darbe yapıyor, diyelim. Ama tekrar edelim, 15 Temmuz Türk ordusunun darbesi değildir. Gerçi Türk ordusu da darbe yapsa, darbe anayasal bir suçtur.
Ama, Türk ordusu darbe yaparken önce kendi kışlalarını kuşatıp saldırmaz.Türk milletinin egemenliğinin simgesi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamaz.Başta İstanbul olmak üzere trafiğin en yoğun olduğu Boğaz Köprüsüne (şimdi 15 Temmuz Şehitler Köprüsü) konuşlanıp önüne gelene kurşun sıkmaz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi önündeki kalabalığa, Emniyet Müdürlüğü çevresindeki Türkiye vatandaşlarına kurşun sıkmaz. Günlerce, Marmaris’te, Türkiye’nin bir numaralı idarecisi olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmak için, in in dolaşmaz. Özel kuvvetler komutanlığının en yiğit polislerini gözünü kırpmadan şehit etmez.
Dikkat ederseniz, o dış ajanların hepsi şimdi, ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi ülkelerde “özgürlük savaşçıları” gibi karşılanıyor. Bütün bu ülkeler FETÖ imzalı dilekçelere hemen ikamet veriyor.
300’e yakın insanımızı hangi zihniyete mensup insan öldürebilir? Sadece ve sadece işgal kuvvetleri bunu göze alabilir. Nitekim FETÖ’nün ele başı övüne övüne “Haçlılar sizin ülkenizi işgal etse, korkmayın, onlar bir şey yapmaz” derken neyi söylemek istedi? Kendisinin başka ülkeler adına, bu cennet vatanı işgal etme girişiminin başka bir versiyonu değil mi bu ifadeler?
Aradan geçen bu süre zarfında devletin kılcal damarlarına kadar 40-50 yıldır sızan bu işgal çetesinin temizlenmesi biraz daha zaman alacağa benziyor.
Devlet içinde kümelenmiş bu ajanları tespit etmenin o kadar kolay olduğunu zannetmeyin. 50 yıl önce bu ülkeyi işgal etmek için proje yapanlar, elbette ki, nasıl saklanabileceklerinin, insanları, idarecileri nasıl kendilerine inandıracaklarının da projesini mutlaka yapmışlardır. İnsanoğlu bu. Yanılabilir ve yanıltılabilir. Hani eskiden büyüklerimiz ne demişler, insan hata ile maluldür. Yani, insanın hata etmesi neredeyse kurtuluşu olmayan bir hastalık gibidir.
Her ne kadar bütün yük omuzlarında olsa da, sadece iktidar değil, muhalefet de bu işgal güçlerinin geride kalan kalıntılarına, izlerine karşı uyanık olmalıdır. Eğer uyanık olmazlarsa, hâlâ onlar tarafından kullanılabilecek kolay bir hedef hâline geleceklerdir.
Haklarında öyle şeyler duyuyoruz ki, bir insanın bu kadar farklı bir yapıya girmesini aklımız hafsalamız almıyor. Bakıyorsunuz, adam bizim yanımızda Müslüman. Gayr-i Müslimin yanında gayr-ı Müslim. Solcunun yanında solcu, sosyalistin yanında sosyalist. Mafyanın yanında mafya babası, meyhanede meyhaneci, affedersiniz ....hanede ....haneci. Kemalistin yanında Kemalist, Atatürkçünün yanında Atatürkçü. Yani adamlar kılıktan kılığa, kimlikten kimliğe girmeyi bir davranış sistemi hâline getirmişler. Nitekim gördük: Her partide, her grupta adamları olmuş.
Hiç bir şey yapmasalar bile, insanları bu şekilde kandırmaktan dahi suçludur bunlar. Çünkü, her birimizin kendine has değeri vardır. Ve bu değerlerin ortak değeri ise başkalarını aldatmama değeridir. Ama bu adamlar, herkesi aldatmayı en temel ilke saymışlar. O yüzdendir ki, iktidara muhalif olabilirsiniz. Ama, iktidarın bunlarla mücadelesini de desteklemek gerekmektedir. Çünkü Türkiye’de ne varsa, sağı ile solu ile, Türkü ile Kürdü ile, dindarı ile, laikiyle herkes ve herşey adamların hedefindedir.