İnsanlık tarihine dair bildiğimiz pek çok şey, yeni keşiflerle bir anda sorgulanabilir hale geliyor. Pasifik Okyanusu’nun ortasında, dünyanın en izole noktalarından biri olarak bilinen Paskalya Adası hakkında ortaya çıkan son bulgular da tam olarak bunu yapıyor. Bilim insanlarının yürüttüğü yeni araştırma, bu gizemli adada ortaya çıkan bir yazı sisteminin kökenine dair ezberleri bozabilecek nitelikte.
İnsanlığın en izole noktalarından biri
Güneydoğu Pasifik’te, Şili kıyılarına yaklaşık 3.800 kilometre uzaklıkta bulunan Paskalya Adası, uzun yıllardır bilim dünyasının en büyük gizemlerinden biri olarak kabul ediliyor. Adanın yerli halkı Rapa Nui’lilerin, MS 1150-1280 yılları arasında buraya ulaştığı ve yüzyıllar boyunca dış dünyadan izole bir yaşam sürdüğü biliniyor.
Avrupalıların adaya ilk kez 1722 yılında, Hollandalı denizci Jacob Roggeveen ile ulaştığı kayıtlara geçmiş durumda. Ancak adanın gizemi sadece devasa moai heykelleriyle sınırlı değil.
Çözülemeyen yazı sistemi: Rongorongo
Paskalya Adası’nı benzersiz kılan en önemli unsurlardan biri de hâlâ tam olarak çözülememiş olan “rongorongo” adı verilen yazı sistemi. Bu sistem, ahşap tabletler üzerine işlenmiş sembollerden oluşuyor ve insanlık tarihinde nadir görülen yazı biçimlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Bilim insanları uzun süredir şu soruya yanıt arıyordu: Bu yazı sistemi adada bağımsız olarak mı geliştirildi, yoksa Avrupalıların gelişiyle mi ortaya çıktı?
Yeni araştırma dengeleri değiştirdi
Araştırmayı yürüten ekipte yer alan İtalyan arkeolog ve dilbilimci Silvia Ferrara, bu soruya yanıt olabilecek önemli bulgulara ulaştı. Yapılan radyokarbon analizine göre, rongorongo yazısı bulunan ahşap parçalardan biri 1493-1509 yılları arasına tarihleniyor. Bu tarih aralığı, Avrupalıların adaya ulaşmasından önceye denk geliyor.
Bu bulgu, rongorongo yazısının yerli halk tarafından bağımsız olarak geliştirilmiş olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Eğer bu doğrulanırsa, bu sistem insanlık tarihinde yazının bağımsız şekilde icat edildiği nadir örneklerden biri olarak kayda geçecek.
Ancak tüm sorular henüz yanıtlanmış değil
Araştırmanın dikkat çekici olmasına rağmen bazı sınırlamaları da bulunuyor. Radyokarbon yöntemi, sadece kullanılan ahşabın kesildiği zamanı belirleyebiliyor; yazının ne zaman işlendiğini kesin olarak göstermiyor. Ayrıca incelenen örneklerin büyük bölümü Avrupa temasından sonraki döneme ait.
Uzmanlar, daha fazla veri elde edebilmek için dünyanın farklı yerlerine dağılmış diğer rongorongo tabletlerine ulaşılması gerektiğini belirtiyor. Bu da araştırmanın önündeki en büyük engellerden biri olarak öne çıkıyor.
İnsanlık tarihi yeniden yazılabilir
Rongorongo yazısının gerçekten bağımsız olarak geliştirildiğinin kanıtlanması, yazının ortaya çıkışına dair bilinen teorileri kökten değiştirebilir. Mezopotamya, Mısır, Çin ve Mezoamerika gibi bölgeler dışında da yazının bağımsız olarak icat edildiğinin anlaşılması, insanlığın kültürel gelişimine dair yeni bir pencere açabilir.
Bilim dünyası şimdi gözünü Paskalya Adası’na çevirmiş durumda. Yeni bulgular geldikçe, bu gizemli adanın sırları biraz daha gün yüzüne çıkacak gibi görünüyor.
Haber Merkezi