Nizamettin OkutanHamas’ın İsrail’e karşı başlattığı son saldırı bütün dünyada sürpriz olarak karşılandı. İsrail’de ise şok etkisi yaptı. Dünyanın yenilmez diye bilinen, herkesi izlediği, hele hele hangi Filistinlinin nasıl nefes aldığını bile bildiği ileri sürülen İsrail istihbaratı sanki yokmuş gibi afallamış, ne olup bittiğini anlayamamış bile.Hamasın bırakın sivil hedefleri, askeri hedefleri dahi kolayca ele geçirebildiği bir ortamdan bahsediyoruz. Nasıl oluyor da İsrail bu kadar şiddetli bir “terör” saldırısı karşısında çaresiz kalabiliyor, sorusu İsrail’in kendi sorusu olmaktan öte, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerinin dahi sorunu olabilmiştir. Baksanıza ABD, İsrail’in neye ihtiyacı varsa karşılamaya, uçak gemilerini de İsrail’in yardımına göndermeye karar vermiştir. Avrupa Birliği, Filistin’e yaptığı tüm insani yardımları kestiğini açıklamıştır. Almanya “İsrail devletinin varlığı ve güvenliği Almanya devletinin var oluş gerekçesidir” diyebilecek kadar İsrail’den daha İsrailci durumuna gelmiştir. Bu politikanın, Almanya’nın ikinci dünya savaşındaki Yahudilere karşı işlediği insanlık suçunun bir yansıması olduğunu söylemek doğru olmakla birlikte, Almanya’nın Filistinlileri bırakın neredeyse tüm Müslümanları “Yahudi düşmanı” olarak damgalayarak suçundan kurtulmaya çalışmasını da hatırlamak lazım.Bu da gösteriyor ki bu ülkeler dahi İsrail’in Hamas’ın saldırıları karısında çaresizliğini kendi çaresizlikleri saymıştır. Aslını sorarsanız, Avrupa ülkeleri ikinci dünya savaşında Yahudilerin soykırıma uğramasına nasıl sessiz kaldılarsa şimdi de Filistinlilerin yok edilmesine sessiz kalmalarının vicdanlarındaki etkisini İsrail’e ağlayarak ödemek çabasındadır. Böylece İsrail’e yardım edeceklerini sanmaktadır.Yanıldıkları nokta işte tam da burasıdır. İsrail’e veya Filistin’e yapılacak en büyük ve kalıcı yardım, kalıcı ve adil bir barıştır. Adil bir barışın olmadığı bir ortamda İsrail bu acıyı her gün yaşayacaktır. Nasıl ki Filistinliler her gün ölüyorsa, her gün bu acıyı yaşıyorsa, İsrail’in veya dünyanın Hamas’ı bir terör örgütü ilan etmesinin bir anlamı olmayacaktır. Hamas terör örgütü ilan edildi de ne oldu? Barış geldi mi? İsrail, Filistinlilere haklarını verdi mi? Birleşmiş Milletler kararlarını uyguladı mı?Fakat İsrail’in bir başarısı vardır ki, bu başarı aslında başarısızlığının ispatıdır. O da Hamas’ı terör örgütü ilan ettikten sonra Hamas’ın her eylemini bütün Filistinlileri bağlayan eylemlermiş gibi cezalandırmasıdır.Nitekim Avrupa Birliği ve Almanya da aynı hataya düşmüş Hamas’ın eylemleri sonrasında tüm Filistin’e yaptıkları insanî yardımları durdurma kararı almışlardır. Zaten Filistinlilere askeri yardım gibi bir kelime akıllarından bile geçemezdi. İşte İsrail, Hamas-Eşittir Filistin = Filistin toptan teröristtir algı ve politikasıyla başarılı görünse de, bu başarısının asıl yanılgı olduğu bu son Aksa Tufanı operasyonu ile görmüştür.Yıl olmuş 1947. İsrail Devleti hem de o bölgede hiç yaşamamış bir grup Yahudinin terör eylemleri sonrasında kurulmuş. Filistinliler köylerinden, kasabalarından sürülmüş, Nakba denilen büyük sürgün ve katliamlara maruz kalmış. Ardından yıl olmuş 1967, İsrail bugün Batı Şeria ve Gazze denilen bölgeleri de işgal etikten sonra, istediği yere dünyadaki Yahudilere getirerek yerleşirmiş. Hem de yerleşim yerlerindeki Filistinlilerin evlerini yıkarak, köylerini boşaltarak, o yetmedi zeytin ağaçları dahil tarım imkanlarını ortadan kaldırarak, su kuyularını kapatarak oradan Filistinlileri sürmüştür. Bu hakikatleri gündeme getirenleri de “Yahudi düşmanı” ilan etmeyi başarmıştır.Dolayısıyla Filistin sorunu, Birleşmiş Milletler denilen ve üç beş (aslında 5 ülke) ülke haricinde kimsenin laf edemediği bir uluslararası örgütün de herhangi bir sözünün geçmediği, söz söylendi ise bile İsrail’in buna hiçbir zaman uymayacağı belli olan bir sistemin sorunudur. Burada şu notu da düşmekte fayda vardır. 1971 yılına kadar BM’de 5. Veto sahibi ülke Çin Cumhuriyeti yani Tayvan’dı. Ama Amerika’nın canı Tayvan’dan vazgeçmek isteyince veto hakkı komünist Çin yönetimine geçmiştir. Yani BM’de neyin niye olduğu bu 5 (4) ülkenin baba gönlüne kamış. Bu kadar basit bir sistem işte.Gelelim İsrail’e. İsril, her hangi bir BM kararına uymamaya yemin edercesine her hangi bir engellemeye, boykota veya yaptırıma muhatap olmamıştır. Hayır, bu yönde BM kararları vardır. Ama, BM’nin ABD, Fransa ve İngiltere gibi veto hakkı sahibi ülkelerinin İsrail’e laf kondurmaması İsrail’in Filistinlere yaptığı adaletsizlikleri çığırından çıkarmıştır.Öyle ki, Gazze, Kudüs ve Batı Şeria’da Filistinliler her gün açık hava hapsindedir. Polis ve asker şiddeti yetmezmiş gibi, Filistin’de İsrailli sivil diye dolaşan ama askerlik yapmış olan herkes Filistinlilere karşı silah kullanabilmekte, istediği şekilde çocuk, kadın öğrenci farketmez Filistinli öldürebilmektedir.Hamas bu ortamda doğmuş ve İsrail’e karşı Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas dahil tüm Filistinlerin desteğini kazanmıştır. Nasıl ki Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkeleri “İsrail’in kendini savunma ve koruma hakkından” bahsetti ve İsrail’e tam destek verdi ise Mahmut Abbas da Hamas’ın saldırılarını desteklemiştir.Amerika ve Avrupa İsrailli sivillerin hakkı kadar Filistinli sivillerin de haklarını savunmazlarsa bu durum İsrail lehine kesinlikle olmayacaktır.Onun içindir ki adil bir barış her zamankinden daha gerekli, adil bir barış her zamankinden daha ihtiyaç hâline gelmiştir. İsrail ve İsrail’in dostları bunu görmüyorsa, 76 yıllık savaş 760 yıl da sürebilir.Nizamettin Okutan
Köşe Yazıları
Yayınlanma: 10 Ekim 2023 - 16:09
Güncelleme: 16 Şubat 2024 - 23:19
İsrail-Filistin Savaşı Daha Ne Kadar Sürecek?
Köşe Yazıları
10 Ekim 2023 - 16:09
Güncelleme: 16 Şubat 2024 - 23:19
İlginizi Çekebilir




