* Kırklareli Eğitim-Sen Kırklareli Şube Sekreteri Okan Balcı; “Başkanlık Sistemi’ne HAYIR, etkisini her geçen gün daha fazla artırmakta ve HAYIR daha fazla çeşitlenmektedir. Ancak, HAYIR'ın emekçilerden doğru örgütlenmesi zayıftır. HAYIR'ı emekçilerden doğru büyütmek 16 Nisan'daki referanduma kadar birincil görevimizdir” dedi.
HABER MERKEZİ
Kırklareli Emek Platformu 16 Nisan’da yapılacak olan Halk Oylaması'nda “HAYIR” oyu kullanacaklarını açıkladı.
Kırklareli Eğitim-Sen Kırklareli Şubesi’nde 28 Mart 2017 Salı günü saat 18.00’da Kırklareli Emek Platformu adına basın açıklaması yapıldı.
Kırklareli Eğitim-Sen Kırklareli Şube Sekreteri Okan Balcı, açıklamasında; “Kamu kurumlarının özelleştirilmesi,emeğin güvencesizleştirilmesi ve sermayenin önündeki bütün 'engellerin" kaldırılmasını hedefleyen neo-liberal politikalar, 2002 yılında iktidara gelen AKP ile zirveye çıktı. Son 15 yılımız; güvencesizliğin arttığı, esnek çalışmanın yaygınlaştığı, alım gücünün düştüğü, borç batağına sürüklenilen ve sömürünün derinleştiği yıllar olarak geçmiştir. Her bir günümüzün bir öncekinden daha kötü olduğu bu yıllarda; taşeron çalışma yüzde 400'lere varan bir şekilde arttı, emeklilik 65 yaşına çıkartıldı, kiralık işçilik uygulamaya girdi, grevler yasaklandı ve zorunlu BES'le sosyal güvenliğin özelleştirilmesinin yolu açıldı” dedi.
İşçi sınıfının üzerinde baskıların arttığını savunan Balcı, açıklamasında, şunları kaydetti: “Sendikalar ve toplumsal muhalefet, bu saldırıları durdurmakta yetersiz kalmışlardır. Bundaki en önemli etkenlerden biri işçi sınıfı üzerindeki Siyasal-İslamcı-milliyetçi hegemonya olmuştur. Ayrıca bu süreçte, üretim süreci parçalanmıştır. İşçi sınıfı fiziki, hukuki ve psikolojik olarak Doldurulmuştur. Hizmet sektörü daha fazla gelişmiş, ücretli emek gücünün bir bölümü kendisini daha çok 'statülerle' ifade etmeye başlamıştır. Sendikalar, değişen bu yapıya ayak uyduramamış ve eski örgütlenme tarzlarında ısrar etmiştir. Yaşanan bu durum da emeğe yönelik saldırıların durdurulamamasında önemli bir etkendir. Genel olarak sol hareket de emekçilerin taban inisiyatiflerine dayanarak emekçilerle doğru bir ilişkilerime zemini yaratamadığı için bu olumsuz tabloyu tersyüz edememiştir. Neo-liberal politikalarını siyasal İslamcı uygulamalarıyla 15 yıldır derinleştiren AKP, kurulan fiili başkanlığı anayasal statüye kavuşturmak için harekete geçmiş ve 16 Nisan'da ülkeyi referanduma götürmüştür. Bütün yetkilerin ve kuvvetlerin tek bir kişide toplanmasını hedefleyen başkanlık rejimi, emekçilerin üzerindeki sömürünün daha fazla derinleşeceği bir rejimdir. Şimdiye kadar sendikaların ve toplumsal muhalefetin itirazlarıyla yapılamayan kıdem tazminatının gasp edilmesi gibi kazanımlar, yetkilerin tek elde toplandığı başkanlık rejiminde 'daha kolay' hayata geçecektir. Parlamenter rejimler ile başkanlık rejimlerinde emekçilerin çalışma koşulları, sendikalaşma durumları ve insani gelişmişlik düzeyi arasındaki büyük fark da bu durumu doğrulamaktadır. Başkanlık rejimlerinde, işçilerin hakları daha çok gasp edilmekte ve örgütlenme haklarına daha büyük darbeler vurulmaktadır. Bütün bu değerlendirmeler ışığında Başkanlık Sistemi’ne HAYIR, etkisini her geçen gün daha fazla artırmakta ve HAYIR daha fazla çeşitlenmektedir. Ancak, HAYIR'ın emekçilerden doğru örgütlenmesi zayıftır. HAYIR'ı emekçilerden doğru büyütmek 16 Nisan'daki referanduma kadar birincil görevimizdir. AKP’nin 15 yıllık politikalarının teşhiriyle birlikte yürüteceğimiz HAYIR'ı büyütmek için. Emekçilerin yaşadığı mahallelerde ve çalıştıkları işyerlerinde daha fazla sorumluluk alacağı, işçilerin hukuki, fiziki ve psikolojik bölünmesine karşı emeği birleştirmek ve emeğin birleşik mücadelesini örgütlemek bu karanlıktan çıkış yoludur. Memleketimizin geleceği ve kaderini tek kişiye emanet etmemek için. Memleketin tapusu tek kişiye vermemek için, Hâkimleri savcıları bir kişinin atamaması için. Anayasa Mahkemesi üyelerini tek kişinin atamaması için, cumhuriyetle, medeniyetle, demokrasiyle, anayasayla kısacası halkı ile kavgalı tek bir kişi ülkeyi yönetmemesi için, yoksul halk çocuklarını sınır ötesinde savaşa gönderilmemesi için. Ülkenin kamusal varlıkları fabrikaları madenleri limanları yandaşlara peşkeş çekilmemesi için. Ülkede demokratik parlamenter sistemin yürümesi için, hukukun üstünlüğünün tanınması için, parasız eğitimin parasız sağlığın hayata geçmesi için, personel alımlarında torpilin kalkması için. Milyonlarca üniversite mezununun işsiz gezmemesi için. Doğal çevremizin su kaynaklarımızın ormanlarımızın talan edilmemesi için. Kırklareli emek güçleri olarak saydığımız bu nedenlerden dolayı bu Referandum’da HAYIR diyoruz”