* CHP Kırklareli Milletvekili Vecdi Gündoğdu sadece bir kişinin istediği için ve her türlü yetkiyi alması için seçim yapıldığını iddia ederek; “Yine bir seçim ve yine bir seçimde buralardayız. 1 yılda 3 tane seçim. Seçimler neden var? Normalde halkın iradesini ortaya koyması, 5 yılda bir yapılması, devlet yönetiminde kötüye gittiğinde tekrarlanması için seçimler var. Bir yılda 3 tane seçim sadece bir kişi istiyor, bir kişinin her türlü yetkiyi alması için diye tekrar seçimler var. Böyle bir şey olmaması gerekiyor” dedi.
HABER MERKEZİ
16 Nisan Pazar günü yapılacak olan Anayasa Değişikliği Referandumu öncesi çalışma ziyaretlerini sürdüren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kırklareli Milletvekilleri Vecdi Gündoğdu ve Turabi Kayan 03 Mart 2017 Cuma günü Kırklareli’nin Demirköy İlçesi’ni ziyaret ederek partililer ve vatandaşlar ile buluştu.
Demirköy Cumhuriyet Meydanı’ndaki Demirköy Belediyesi Mustafa Gümüş Parkı’nda vatandaşlarla buluşan CHP Kırklareli MilletvekilleriVecdi Gündoğdu ve Turabi Kayan vatandaşlara Referandum hakkındaki görüşlerini açıkladılar.
Vekiller Vecdi Gündoğdu ve Turabi Kayan’ın Demirköy ziyaretine; CHP Kırklareli İl Başkanı Ünal Başkur, CHP Merkez İlçe Başkanı Gürcan Gültekin, CHP Demirköy İlçe Başkanı Mesut Özkul, CHP Pınarhisar İlçe Başkanı Volkan Ertan, CHP Lüleburgaz İlçe Başkanı Özgür Kaya, CHP Vize İlçe Başkanı Ercan Özalp, CHP Babaeski İlçe Başkanı Erol Mutlu, CHP Kırklareli İl Kadın Kolları Başkanı Zehra Nurşen Deyrin, CHP Demirköy Kadın Kolları Başkanı Mediha Altınel, Kadın Kolları Üyeleri ve birçok partili katıldı.
* “Bir cemre de 16 Nisan’da hayırlı bir şekilde sandığa düşecek”
Demirköy Cumhuriyet Meydanı’ndaki Demirköy Belediyesi Mustafa Gümüş Parkında vatandaşlarla buluşan CHP’li vekiller ve partililer vatandaşlara hitaben birer konuşma yaptılar. Konuşmada İlk sözü CHP Kırklareli İl Başkanı Ünal Başkur aldı. Ünal Başkur Demirköy’lü vatandaşlara hitaben yaptığı konuşmada hayırlı bir iş için Demirköy’de olduklarını söyledi.
Başkur konuşmasında; “Bugün hayırlı işler için buradayız. Biliyorsunuz cemre havaya düştü hayırlı olsun, suya düştü hayırlı olsun, bu hafta sonu da toprağa düşecek. Bu toprağın, doğanın, insanların uyanması demek. Bu senenin bir farklılığı var. Normalde cemre suya, havaya ardından da toprağa düşer, bir de cemre bu seneye özgü olmak üzere 16 Nisan’da “HAYIR”lı bir şekilde sandığa düşecek. 16 Nisan’da sandığa düşecek cemremiz de ülkemize hayırlı olsun. Var olan iktidar istikrar gerekçesi ile istikbal ve istiklal adına rejim değişikliği talebinde bulundular. Ve 16 Nisanda hayırlı işler için o sandığa gidecek istikrardan kasıtları ne ise birazdan ifade edeceğim, istikballeri adına Türkiye’yi nereye getirmişler, neyi talep ediyorlar bunları sizlerle paylaşacağız. 15 yıllık istikrar dedikleri, nasıl bir istikrarsa bu. Hukukun üstünlüğü sıralamasında 113 ülke içerisinde 99’uncu sıradayız. Basın Özgürlüğü Sıralaması’nda 180 ülke içinde 151. Sıra’dayız. Son 5 yılda 600 bin çocuk suça sürüklendi. 550 bin çocuk mağdur olmuş. Çocuk cinsel istismarı %434 artmış. Kadına şiddet % bin 400 artmış. Boşanmalar yüzde 38 artmış. Fuhuş %790 artmış. Tutuklu ve hükümlü sayımız yüzde 231, uyuşturucu bağımlılığı yüzde 678 artmış. Bu 15 yıllık dönem içerisinde. O 15 yıl önce eğer bir kişi uyuşturucu kullanıyor ise o şuan 678 kişiye çıkmış. Bunlar milli değerleri olan bir ülkeden nereye geldiğimizin göstergesidir.
* “Bir de ekonomik boyutu var”
Şimdi bu istikrarlı 15 yıl adına bir de o işin ekonomik boyutu var. O her gün, her sabah, o her sokağa çıktığımızda, zaman geldiğinde eşimize dostumuza bile sırtımızı döndüğümüz, aile ilişkileri içerisinde birliğimizin bozulduğu o ekonomik istikrar. Son 7 yılda borcunu ödeyemeyip ceza alan 852 bin kişi var. Tüketicinin bankaya borcu yüzde 70 yükselmiş, 2002 yılında devletin borcu 242 milyar TL, şuan eriştiği rakam 760 milyar TL. Bu hepimizin borcu değerli arkadaşlarım. 2002’de bir kg ekmeğin kilosu 1 TL, şimdi 4 TL’ye çıkmış. Bize istikrar diye dayattıkları bu. Belki dolardan bize ne diyoruz ama dolar yaşamdaki her şeyi etkiliyor. Dolar bin 600 iken şimdi 4 binin üzerinde. 2017’nin ilk ayı Ocak’tan bahsediyorum. Ülke çapında 85 bin adet protesto olmuş senet var. Bunun toplam değeri 1 nokta 3 Milyar TL. Artık sıfırları bile yan yana koyamıyoruz. Ve işsizlik. Tabii üretemediğiniz zaman işsizlik gündeme gelecek. Maalesef ki her 4 gençten 1’i işsiz. Demirköy’deki işsizliği de zaten sizler de yaşıyorsunuz. Bu da üretememizden kaynaklanıyor. İstikbal ve istikrar kavramları iç içedir. İstikbale geldiğimizde geçenlerde Azarbeycan Cumhurbaşkanı eşini Cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atadı. Herhalde istikbalden kasıtları bu. Biliyorsunuz damat önce vekil oldu, ardından bakan oldu, kızımız zaten danışman oldu. 16 Nisanda istedikleri şey olduğunda da istikbal adına ne kast ettiklerini daha o dönemde göreceğiz.
* “O noktada da Ortadoğu bataklığına saplanırsınız”
Tabii ki bu sizlerin elinde. İstiklale gelindiğinde az önce sizlere verileri sundum. Eğer ekonomik bağımsızlığımız yok ise istiklaliniz kesinlikle yoktur. Siyasi ve diplomatik anlamda da söz konusu değildir. Kaynağı belirsiz o birinci ayda 11 milyar dolar girdi ülkeye. Bunun adına rakamlar biraz yükselir gibi oldu ama enflasyon ne boyutlarda gördünüz. İki haneli rakamlar yakalanmış durumda. Eğer sizler kaynağı belli olmayan bu rakkamı içeri soktuğunuzda sizin istiklal ile ilgili, o bağımsızlık ile ilgili bölgede ABD, Rusya, Suudi Arabistan adına bir dış politika gütmek zorunda kalırsınız. Ve geldiği o noktada da Ortadoğu bataklığına saplanırsınız. El Bab’ta 15 gün önce Hayrabolu’da, bir ay önce Kırklareli’de bir canımızı kaybettik. Benim canımı, benim gariban insanımı Ortadoğu bataklığına sürükleme. Bu neyin savaşı, kimin savaşı ve ardından neler gelecek? Burada ifade edeceğimiz en önemli konu o kürdistan bayrağının en üst göndere çekilmesi. Barzaninin bu anlamda devletin en üst kademelerinde ağırlanması. Rahmetli Bülent Ecevit’in bir sözü var. Der ki “Ey Barzani senin muhatabın benim onbaşım bile olmaz” bu bayrağın göndere çekilmesini içimize sindiremiyoruz, ne adına yitirdiğimiz şehitlerimiz adına. Milyarlarca dolar, bizim çocuklarımızın yarınlarını yitirdik. Bu anlamda dayanılan politikayı kesinlikle ve kesinlikle onaylamadığımızı ifade etmek isteriz. Başbakanımız da “Bir bayrak hikayesidir tutturdular” diyor. Dün Sayın Bahçeli’nin söylediği bir söz var. “Bayrak haya ve hakikattir” diyor. Bayrak bizim ulusal onurumuz, en önemli simgemizdir. Sayın Bahçeli’nin söylediği sözün arkasındayız. Evet bayrak bir haya’dır, bir hakikattir. Ve bunun sonuna kadar da göklerden inmemesi gerekiyor. Uluslararası mücadele, uluslararası itibar ortada, geldiğimiz nokta belli. AK Parti iktidarının uluslararası itibarımızı zedelemeye hakkı olmadığı düşüncesindeyiz.
* “Vekil Kaymakam ile işi götürmeye çalışıyoruz”
Geldiğimiz noktada Demirköy’e gelelim. Demirköy’ün istikrarı da, istiklali de belli. Sözlerime en son bir Demirköy gerçekliğini ifade etmek istiyorum. Çok ilginç bir durum, hala Kaymakamımız yok, vekil kaymakamızla işi götürmeye çalışıyoruz. Bunun Demirköylüler tarafından sorgulanması gerekiyor. Tabii ki Vize’den gelen sayın kaymakamımıza Demirköy’e katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz. Ama bu iş böyle olmaz. T.C. Devleti Demirköy’e bir Kaymakam atayamayacak kadar bir acizlik içerisinde mi? Lütfen bunu sorgulayın. Hala istediğimiz nitelikte bir Doktor sorunumuzu, sağlık ocağı sorunumuzu çözebilmiş değiliz. Ufacık bile olsa bir hastanemiz bile yok, durum yılan hikayesine dönmüş durumda. Hükümet konağı gerçeği, yıkıldı yıkılacak bu aşamada. Hayvancılık ile ilgili sorunlar çözüldü mü? Bunlardan elde ettiğimiz süt ile ilgili sorunlarımız çözüldü mü? Büyükbaş, küçükbaş hayvan sayımız arttı mı, bu doğrultuda devletin verdiği kredilerden yararlanabiliyor muyuz? İçme suyu sorunu hala çözülemedi. Belediye Başkanımızın bu konudaki çalışmaları ile iki yıldan beri Velika’dan getirilmeye çalışılıyor. Orman işçilik fiyatlarından memnun musunuz? Bütün bunları sorgulamanız gerekiyor.
*“Adınızdaki adaleti hakim kılın”
3 gün önce İşkur’un geçici işçi talebinde belediyelere geçici işçi desteği sağlandı. Gani gani verilsin. Kavaklı’ya 25, Üsküp’e 25 işçi verildi keşke 50 ye çıksa. Demirköy’e kaç tane çıktı biliyor musunuz, 5 tane. Belediye Başkanımızla görüştük, verdiği mücadele ile sayıyı 10’a çıkardı. CHP’li belediyelere 5’er tane çıktı. Biz tüm belediyelerimizin bu anlamda fazlasıyla istihdam sağlamalarını istiyoruz ama adilane bir şekilde. Lütfen adınızdaki adaleti hakim kılın.
Yarınlarımız adına, çocuklarımızın geleceği adına, T.C. rejiminin, parlamenter Demokrasinin yaşaması adına, ülkemizin bölünmez bütünlüğü adına, bizim semalarımızda bir tek Türk Bayrağının dalgalanması adına 16 Nisan’da o sandığa giderek “HAYIR”lı oylarınızla Türkiye’nin geleceğini belirleyin” şeklinde konuştu.
*“Yeni Anayasa içerisinde halk yok”
Ünal Başkur’un ardından sözü CHP Kırklareli Milletvekili Vecdi Gündoğdu aldı. Gündoğdu sadece bir kişinin istediği için ve her türlü yetkiyi alması için seçim yapıldığını iddia etti.
Gündoğdu yaptığı konuşmada; “Yine bir seçim ve yine bir seçimde buralardayız. Bir yılda 3 tane seçim. Seçimler neden var? Normalde halkın iradesini ortaya koyması, 5 yılda bir yapılması, devlet yönetiminde kötüye gittiğinde tekrarlanması için seçimler var. Bir yılda 3 tane seçim sadece bir kişi istiyor, bir kişinin her türlü yetkiyi alması için diye tekrar seçimler var. Böyle bir şey olmaması gerekiyor. Bize Türkiyemizde son 15 yılda ekonomik, sosyal, kültürel, terör anlamında, Suriye’de olan savaş anlamında olmaması gereken her türlü sorunumuz varken biz tekrar geldik hadi bakalım tekrar seçim. 18 maddelik Anayasa tasarısı direk olarak 78 maddeyi ilgilendiriyor. Peki bu Anayasa maddelerinin içinde halk, köylü, işçi, çiftçi, emekli, esnaf, memur var mı? Hiç birisi yok. Ama sadece birileri çıkıyor, bunlar halka faydalıdır, halka yararlıdır diye de yutturmaya çalışıyor. Yani birileri birilerini kandırmış, o kandırılanlar da tekrar sizi kandırmaya çalışıyorlar. O fındık reklamında diyor ya “Yersen” ama artık millet yemiyor. Böyle bir duruma geldik, dolayısıyla Türkiye ya adımını atacak ya da atamayacak. Bundan sonraki kader sizin elinizde. Bu normal bir seçim değil, normal bir seçimde gider gönlünüzde, kalbinizde hangi siyasi parti varsa oyunuzu verirsiniz. Ve ben gittim görevimi yaptım dersiniz. Ama bu siyasi bir seçim değil, bu Türkiye’nin kaderini, geleceğini, çocuklarımızın, doğmamış torunlarımızın geleceğini belirleyen bir referandumdur. Böyle bir sürecin içinden geçiyoruz. Ülkesini, vatanını, bayrağını seven herkesin gidip oy kullanması gereken ve hayırlı sonuç çıkarması gereken bir seçim. O yüzden hayırlara vesile olsun diyoruz. Aksi taktirde Türkiye’de sıkıntılar bugün nasılsa, yarın öbür gün de katlanarak artacak.
* “Sandığa gidin”
“HAYIR” çıkarsa bütün herkes kendi yetki sınırları içine çekilecek, Cumhurbaşkanı Cumhurbaşkanlığını, Başbakan Başbakanlığı’nı yapacak, Milletvekilleri de sizin dertlerinizle ilgilenmek için mecliste yasama faaliyetlerini sürdürecek. O yüzden önemli bu seçim. Bunu normal bir siyasi seçimle kesinlikle karıştırmamak gerekiyor. Özellikle şunu vurgulamak istiyorum; Referandumlarda, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde halkımız maalesef sandığa çok fazla gitmiyor. Gitmediğinde de birileri istediği sonucu alıyor. Bütün anketler Türkiye’de yüzde 85 katılım olduğunda “HAYIR” çıkacağını gösteriyor. O yüzden 16 Nisan’da mutlaka sandığa gidelim, 17 Nisan’da Türkiye’nin doğum gününü kutlayalım. Önümüze 18 madde koydular, bizden ne isteniyor? Bu maddelerin içinde halk kitlesi yok, tamamında müthiş bir yetki ile bir tek kişiye yetki var. 1920’lerde Mustafa Kemal Atatürk saraydan yetkiyi almış sizlere vermiş, aynı yetki şimdi milletten alınıp tekrar saraya verilmek isteniyor. Buna evet mi diyeceğiz, tabii ki hayır diyeceğiz. Madem ki millette bu yetki var, bu millet te o yetkiyi nasıl kullanacağını sonuna kadar bilir. O yüzden hayırlı bir sonuç çıkarmak zorundayız. Yargı, yasama, yürütme bir kişiye bağlanmak isteniyor. Türkiye bir kişiden büyüktür. Yargı da, yasama da, yürütme de bizimdir. Tek bir kişiye bağlanamaz. Evet çıkar ise bu böyle olacak. Bu yasada istediği kadar Cumhurbaşkanı yardımcısı atanabilecek. Seçilebilecek demiyorum, atanacak, yani burada vatandaş seçmeyecek bir tek kişi seçecek.
* “Dünyadaki en kötü 10 ülke Başkanlık Sistemi ile yönetiliyor”
Parlamenter sisteme devam etmemiz gerekiyor. Bugün baktığımızda dünyadaki en başarılı, ekonomisi en düzgün, sosyal kültürel anlamda en başarılı 10 ülkenin hepsi parlamenter sistemle yönetiliyor. Bir tek ABD’de başkanlık sistemi var o da orada Başkan semboldür. Onun altındaki parlamenter sistem ne derse o da onu yapıyor. Dünyadaki en kötü 10 ülke de başkanlık sistemi ile yönetiliyor. Türkiye’ye getirilen başkanlık sistemi Amerikan tipi değil, Türk tipi mi o da değil, tipsiz bir tip. Neden böyle bir başkanlık sistemi yok. Krallıkta, padişahlıkta bile bu kadar yetki yok. Yeni Anayasada başkan seçildiği zaman iki dönem görev yapabilir diyor. Tamam iki dönem yaptıktan sonra ama 12’inci maddede de atıf yapılmış, erken seçim olması halinde başkan tekrar aday olabilir. Bu ömür boyu aday olabilir demek.
Bu maddelerin içinde siz yoksunuz, siz nerede kendinizi göstereceksiniz? 16 Nisan’da sandığa gideceksiniz, “HAYIR” oyunu vereceksiniz, ülkeyi kurtaracaksınız, işte o zaman sizin farkınıza varacaklar. Başka türlü sizin farkınıza varmazlar. Bir dakikanızı ayıracaksınız, sandığa gideceksiniz “HAYIR” oyunu vereceksiniz, ülkenizi kurtaracaksınız.
Türkiye uçurumun kenarına gelmiştir. Türkiye ya uçurumdan aşağıya düşecek ya da kurtulacaktır. Bu sizin elinizdedir. Bu AK Parti, CHP, MHP meselesi değildir. Bu bir vatan meselesidir. Ya vatandı kurtaracağız ya da vatanı teslim edeceğiz. Suriyelilerin kaçacak yeri vardı ama bizim gidecek yerimiz yok o yüzden ülkemize sahip çıkmalıyız” dedi.
* “2B Arazileri sizin ananızın ak sütü gibi helaldir”
CHP Kırklareli Milletvekili Turabi Kayan ise Demirköy’lü vatandaşlara hitaben yaptığı konuşmada Demirköy’lü vatandaşların 2B arazilerinin yüksek fiyat ile satılmasının vatandaşlar tarafından sorgulanması gerektiğini söyledi. Durup dururken vatandaşın önüne bir anayasa getirildiğini söyleyen Turabi Kayan konuşmasında; “Durup dururken önümüze bir anayasa değişikliği getirdiler. Burada Demirköy halkı nasıl bir hayat yaşıyor, ekonomik imkanları nedir, Demirköy esnafı akşam kepengini kapatırken acaba siftah yaptı mı diye hiç kimsenin ilgisinde değil. Acaba Demirköy ormanları bu bölgeyi yüz yıllardan beri bu insanları geçindirirken bugün bu orman bu Demirköy ahalisine bir fayda getiriyor mu yoksa Demirköy insanlarına ızdırap mı vermeye başladı sorgusu yok. Bu halk inim inim inliyor, bu inlemenin sebebi de iktidardır. Bunu iyileştirmek gibi bir görev üstlenmişken, bununla zerre kadar ilgisi yok. Cumhurbaşkanının ve iktidarın derdi Türkiye’de kendisine göre bir anayasa yapmak. Kendisine göre anayasa da nedir, bu dünya üzerindeki medeni çağdaş devlette görülmemiş bir anayasadır.
Cumhuriyet kurulduğundan beri devleti Başbakan yönetir. Cumhurbaşkanı da bunu denetler, kontrolünü sağlar. Bizim şuan ki yönetim sistemimizin adı parlamenter sistemdir. Parlamenter sistemde bir denge sistemi vardır. Şimdi bu denge sisteminden vazgeçilip Türkiye sadece bir kişinin yönetimine teslim edilmek isteniyor. Bu anayasa parlamentodan geçmemiştir. Parlamentodan geçmeyen bu anayasayı sizlerin önüne getirip sizleri kandırarak bu yasayı geçirmeye çalışıyorlar. Bu yasa Türkiye’yi parçalama, bölme yasasıdır.
* “Kurulduğumuzda dünyanın en fakir ülkelerinden biri idik”
Parlamenter sistem ile yönetilip parçalanmış, iç savaş çıkmış bir tane devlet yoktur. Bütün parçalanan devletlerin tamamı başkanlık sistemi ile yönetilmektedir. Biliyorsunuz 1923’te kurulduk. Türkiye’nin birliği beraberliği sayesinde bu günlere geldik. Kurulduğumuzda dünyanın en fakir ülkelerinden biri idik. 1991 yılına gelindiğinde 68 yıl sonra dünyanın en zengin 16’ıncı ülkesi olduk. Ne ile, parlamenter rejim ile. Şimdi bunu dünyanın ilk sıralarına getirmek varken bunu bir tarafa bırakıp biz bu güne kadar 900 yıllık devlet geleneğimizde denenmemiş ne olduğu az çok bilinen, parçalanmaya götüren bir rejimi gelip parçalanalım diye Türkiye’ye dayatıyorlar.
Anayasa geçtiği 1-2 yıl içinde eyalet sistemine dönecek, paramparça olacaktır. PKK ile Türkiye’yi bölmek istediler başaramadılar, FETÖ ile bölmek istediler başaramadılar. Bunlarla başaramadıklarını şimdi Anayasayı değiştirterek, yani sizlere oylatarak, Türk halkının kurduğu bu Cumhuriyeti Türk halkına oyları ile parçalatmak istiyorlar. Bu dünya egemenlerinin projesidir.
* “Size bedava verilmesi gerekiyor”
Bizim sanki hiçbir derdimiz yokmuş gibi bize bu bölünme anayasasını dayadılar. Sizin atanızdan, babanızdan olan 2B arazilerini satışa çıkarıyorlar. Hem de dönümünü 17 bin liraya. Ben ovada yaşıyorum, Lüleburgaz’daki dünyanın en verimli toprağının değeri 3-5-7 bin lira arasındadır. Hangi zihniyet bunu gelip burada 17 bin lira değer biçiyor. Bu araziler sizin ananızın ak sütü gibi helaldir ve size bedava verilmesi gerekir.
Bu ülke parçalandığında gidecek bir yerimiz, bir bayrağımız yok. Biz ülkemizi parçalatmamak için insanlarımızı mutlaka sandığa götürelim ve orada mutlaka “Hayır” oyu verdirelim” ifadelerini kullandı.
Demirköy Cumhuriyet Meydanı’ndaki Demirköy Belediyesi Mustafa Gümüş Parkı’nda vatandaşlarla buluşmanın ardından CHP Kırklareli Milletvekilleri Vecdi Gündoğdu, Turabi Kayan ve beraberindekiler Demirköy Cuma Pazarı’nı ve esnafları gezerek neden “Hayır” denilmesi gerektiğini anlatan broşürleri vatandaşlara dağıttılar. Ardından İğneada ve Limanköy’deki vatandaşlarla buluşmak üzere Demirköy’den ayrıldılar.