Doğayı Koruma Derneği Kırklareli Şubesi Başkanı Göksal Çidem, Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi’nin 2 Şubat 1971’de imzaya açıldığını, Türkiye’nin ise bu sözleşmeye 17 Mayıs 1994’te taraf olduğunu hatırlatan Çidem, “2 Şubat bir kutlama günü değil, kaybettiklerimizden ders alma ve kalanları nasıl kurtarırız diye düşünme günüdür” dedi. Çidem, Türkiye’nin son 50 yılda Marmara Denizi büyüklüğünde bir sulak alanı kaybettiğine dikkat çekti.
Ergene: Bir Nehir Nasıl Yok Edildi?
Açıklamasında Ergene Nehri’ni örnek gösteren Çidem, geçmişte pırıl pırıl akan sularda balık tutulduğunu, insanların yüzmeyi bu nehirde öğrendiğini hatırlattı. “Bugün neden balık yok, neden yüzemiyorsunuz diye sorduğunuzda cevap hep aynı: Çok kirli, çok kötü kokuyor. Çünkü Ergene’de artık su değil, sıvı akıyor” ifadelerini kullandı. Asıl sorunun ise bu noktada başladığını belirten Çidem, “Bu yaşam kim tarafından yok edildi?” sorusunun cevabının verilmesi gerektiğini vurguladı.
Sorunun Kaynağı Kaynaklarda
Ergene’nin kurtarılmasının ancak kaynağından mümkün olacağını dile getiren Çidem, Istrancalar’daki taş ocakları ve rüzgâr enerji santrallerine dikkat çekti. Ergene’nin doğduğu alanlar mutlak koruma altına alınmadan yapılan her yatırımın sonuçsuz kalacağını ifade eden Çidem, yanlış planlamaların ve bu planlara onay verenlerin doğa tahribatındaki en büyük sorumlular olduğunu söyledi. “Biz yatırım düşmanı değiliz, yaşamı savunuyoruz” diyerek eleştirilere de yanıt verdi.
İğneada Longozu Yok Sayılıyor
Dünyanın en önemli sulak alanlarından biri olan İğneada Longoz Ormanları’nın 2012 yılında RAMSAR kapsamına alınacağının ilan edildiğini hatırlatan Çidem, aradan geçen yıllara rağmen bu adımın atılmadığını söyledi. İğneada’nın Amazon ve Kongo’dan sonra dünyadaki en büyük subasar ormanlarından biri olduğunu vurgulayan Çidem, bölgenin termik santral, nükleer santral, liman ve baraj projeleriyle gündeme gelmesinin büyük bir tehdit oluşturduğunu belirtti.
Hazırlanan Projeler Neden Sunulmuyor?
İğneada bölgesinde Küresel Çevre Fonu ve Avrupa Birliği destekleriyle milyon dolarlık projeler hazırlandığını ifade eden Çidem, bu projelerin UNESCO’ya sunulmadığını söyledi. Yetkililerden alınan “Gerek görülmedi” yanıtının kabul edilemez olduğunu dile getiren Çidem, “Bu gerekçeyle Istrancalar paramparça edildi. Bulgaristan tarafında korunan alanlar bütün haldeyken, bizim topraklarımız talan ediliyor” dedi.
Trakya’da Su Bitti, Söz Bitti
Açıklamasının sonunda Trakya’da su krizinin artık inkâr edilemez bir noktaya geldiğini belirten Çidem, Çorlu ve Malkara’da oluşan obruklara dikkat çekti. “Su bulunduğu havzaya ve oradaki canlılara aittir. Yer üstünde de yer altında da su kalmadı” diyen Çidem, korumanın maliyetinin sıfır olduğunu vurguladı. “Hiçbir şey yapma, doğayı kendi haline bırak. Trakya sözün bittiği yer değil, suyun bittiği yerdir” sözleriyle çağrısını yineledi.
Haber Merkezi






