Ana Sayfa Köşe Yazıları 5.10.2016 786 Görüntüleme

İnanç İdeolojiyi Geçti

 

Bildiğim kadarıyla Siyaset, topluma fayda üreten bilimdir. Politika,  başka bir şey.

Her ne kadar eş anlamlı kelimeler olarak bilinse de aslında Siyaset ile Politika arasında önemli ayrılıklar vardır.

Bilim ile ilgili olmak siyaseti, politikadan ayıran en önemli unsurdur.

Politika’nın okulu yoktur, yaşayarak öğrenirsiniz.

Siyaset, akademik kariyer ister.

Önceki yazılarımda zaman zaman bu konuları değerlendirmiştim.

Her akademik kariyeri olan politikada başarılı olamaz. Çünkü politik başarılar tamamen kişilikle ilgilidir.

Bir defa Yetenekli olmanız gerekir. Sonra esnek ve hoşgörülü bir yapıya sahip olmanız gerekir.

Çünkü Politikada devamlı dostluklar olmadığı gibi devamlı düşmanlıklar da yoktur.

Siyaset bilimini okuyanlar politik yaşama uyum sağlamada zorluk çekebilirler.

İlkeli davranmak isteseler bulunduğu konumu terk etmemeleri gerekir.

Lidere bağlı siyaset yapsalar ilkelerinden taviz vermek zorunda kalacaklar.

Son yaşadığımız olaylara baktığımızda inancın İdeoloji’nin önüne geçtiğini görebiliriz.

Darbe girişimine karşı tankların altına yatan insanlar, inançları için canları vermekten çekinmediler.

İnancı için canını feda edebilme cesaretini göstermek kolay mı?

İşte bu olguyu çok düşünmeliyiz.

CHP’de siyaset yapan bir gazeteci olarak partimin ideolojisini savunurum.

Ama ideolojimiz için canımı verebilir miyim?

Bu soruyu herkes kendine sormalı.

Öte yandan ekonomik bağımlılık da siyaseti şekillendiren önemli etkenlerden biridir.

Siyasi iktidar kaybettiğinde yaygın toplum katmanlarının da bulunduğu pozisyonları kaybedeceği endişesiyle aidiyet duygularını perçinliyor.

“Partim kaybederse,  bende kaybederim” diye düşünmek, parti ile ona inanan toplumun bütünleşmesini sağlayan çok önemli bir korkudur.

Bu tür siyasal düşünceler sosyolojik olarak incelenmeye muhtaç.

Toplumu tahlil etmeden politika üretilemez.

Kanaat önderlerinin en önemli eksikleri de bu zaten.

Sadece eleştirmek ve halkı oy vermeyi bilmemekle suçlamak, içinde bulunduğumuz siyasi krizi aşamaz.

Neden?

Çünkü, Ülkemizde sağda olması gerekenler solda, solda olması gerekenler sağda.

Eli nasırlı ve paçası çamurlu ezilen emekçi yığınlar sağcı olabilir mi?

Bu Siyasetin doğasına aykırı.

Ne tuhaf, Ülkemizde Sağ ile Sol karışmış.

Dünyada örneği olmayan bir siyasi tablo var.

Peki, ne yapılması gerekiyor?

Önce Evrensel Sol ve Sosyal Demokrasi’yi rehber edinen bir sol siyaset inşa edilmeli.

Sol bir defa yerini almalı.

Peki, Sağ siyaset ne olacak?

Merak etmeyin gerçek bir Sol Siyaseti inşa ederseniz, Sağ Siyaset onun karşısında yerini alacaktır.

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Geri Dönüşü Yok

Geri Dönüşü Yok

Yeşilyurt Gazetesi bir Zortul Medya Grup A.Ş. kuruluşudur.