Edirne Belediyesi tarafından 20 Aralık’ta hayata geçirilen Halk Kasabı uygulaması, kısa sürede kent gündeminin en çok konuşulan konularından biri haline geldi. Halk Kasabı önünde her gün uzayan kuyruklar, vatandaşların bir tercihten çok bir mecburiyetle burada bulunduğunu gösteriyor. Emekli, işçi ve memurların ortak cümlesi ise aynı: “Bu maaşlarla geçinemiyoruz.”

7 Bin 100 Kilo Et Satışı, Binlerce Sofra
Halk Kasabı uygulaması bugüne kadar toplam 7 bin 100 kilo et satışı gerçekleştirdi. Günlük ortalama 200 kilo etin satıldığı Halk Kasabı’nda, özellikle yılbaşı gibi özel günlerde satış miktarı 300 kiloya kadar çıktı. Bu rakamlar, uygulamanın Edirne’de ne denli büyük bir ihtiyaca karşılık geldiğini gözler önüne seriyor.

Halk Kasabı Emekliler İçin Bir Nefes Oldu
Halk Kasabı’ndan alışveriş yapanların büyük bölümünü emekliler oluşturuyor. Artan hayat pahalılığı ve yüksek et fiyatları karşısında, Emekli maaşlarıyla temel gıdaya ulaşmakta zorlanan vatandaşlar, bu hizmeti bir “can simidi” olarak görüyor. Vatandaşlar, etin lüks değil temel bir ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Uyzayan Kuyruklar, Kırılan Gururlar
Halk Kasabı’nın saat 14.00’te açılması nedeniyle oluşan yoğunluk, özellikle yaşlı vatandaşları zorluyor. Saatlerce ayakta bekleyen yurttaşlar, kalabalık nedeniyle zaman zaman gerginlikler yaşandığını da dile getiriyor. Bir emekli vatandaş, “Beklemekten çok bu duruma düşmek insanın canını yakıyor” sözleriyle yaşananları özetliyor.

Sosyal Belediyeciliğin Somut Örneği
Vatandaşlar, Edirne Belediyesi’nin Halk Kasabı uygulamasını sosyal belediyeciliğin önemli bir örneği olarak değerlendiriyor. Görüştüğümüz yurttaşlar, bu hizmet sayesinde yalnız hissetmediklerini belirtirken, Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan’a teşekkür ediyor. Uygulamanın daha fazla noktada ve daha uzun saatler boyunca sürmesi isteniyor.

Halkın Talebi Net: Onurlu Yaşam
Halk Kasabı önünde konuşan vatandaşların ortak görüşü ise dikkat çekici: “Belediye iyi ki var ama aslında buna muhtaç olmamalıydık.” Yurttaşlar, kuyrukların çözüm değil sonuç olduğunu vurguluyor. Talepleri ise net; insan onurunu zedeleyen kuyrukların oluşmaması, temel gıdaya erişimin bir ayrıcalık değil, herkes için doğal bir hak olması.
HACER ZORTUL









