Ana Sayfa Gündem, Kırklareli 19 Temmuz 2021 237 Görüntüleme

“TÜRKİYE GEÇİLMEZ”

Haber Kadir Sinici

Kırklareli Üniversitesi 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü münasebetiyle “Türkiye Geçilmez: 15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Şehitleri Anma Programı” düzenlendi.

Rektörlük Kültür Merkezi Üst Salon’da  gerçekleştirilen etkinliğe; Kırklareli Vali Yardımcısı Mustafa Ünlüsoy, Rektör Prof. Dr. Bülent Şengörür, Belediye Başkan Yardımcısı Burcu Bölükbaşı, Cumhuriyet Savcısı Muhammed Emin Şimşek, Adalet Komisyonu Üyesi Hakim Yasin Kök, AK Parti Kırklareli İl Başkanı Alper Çiler, Milliyetçi Hareket Partisi Kırklareli İl Başkanı Şaban Savaşan, kamu kurumlarının müdür ve yöneticileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri,  Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ünal Çağlar ve Prof. Dr. Meryem Çamur, Genel Sekreter Ahmet Şimşek, Fakülte Dekanları, Yüksekokul Müdürleri, Daire Başkanları ile Üniversite akademik ve idari personeli katıldı.

Program, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere, Kurtuluş Savaşı’nda, Çanakkale’de, 15 Temmuz’da, vatanımızın birlik ve beraberliği için canlarını feda eden kahraman şehit ve gazilerimiz adına saygı duruşunda bulunulması ve ardından İstiklal Marşı’mızın okunmasıyla başladı.

Kur’an-ı Kerim tilaveti, dua okunması, 15 Temmuz gecesi ve sonrasında yaşananların anlatıldığı kısa film gösterimi ve 15 Temmuz Şehitleri Slayt Gösterisi ile devam eden programda Rektör Prof. Dr. Bülent Şengörür, bir açılış konuşması yaptı.

Prof. Dr. Bülent Şengörür konuşmasına vatanımız ve milletimiz için hayatını ortaya koyan, milli birlik ve bütünlüğümüz için canlarını seve seve feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ederek başladı. “Darbe teşebbüsüne kahramanca karşı koyan gazilerimize ve bu kutlu mücadeleye topyekûn katılan halkımıza şükranlarımı sunuyorum” diyen Prof. Dr. Şengörür konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye’yi parçalayacaklarını, devletimizi ve milletimizi esaret altına alabileceklerini düşünen hainlere 251 vatandaşımız şehitlik mertebesine ulaşarak, 2 bin 703 vatandaşımız da gazilik ile müşerref olarak bir toprağın nasıl vatan olduğunu göstermiştir.

‘Menfur darbe kalkışması esnasında yaşananları en doğru şekilde idrak etmek ve gelecek kuşaklara aktarmak temel vazifemizdir’

Şehitlerimizin aziz hatıralarına ve kanlarıyla müşerref kıldıkları bu topraklara geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bu konuda bizlere düşen görev, Türk Milleti’nin demokrasi mücadelesini unutmamak ve unutturmamaktır. Menfur darbe kalkışması esnasında yaşananları en doğru şekilde idrak etmek ve gelecek kuşaklara aktarmak temel vazifemizdir. Zira milletini, vatanını, bayrağını ve devletini seven nesiller yetiştirmenin önemi, bu hain darbe girişimi sonrasında çok daha iyi anlaşılmıştır.

Bu vesileyle 15 Temmuz 2016 gecesi milletimizin istiklalini ve ülkemizin istikbalini korumak için uçakların, tankların, kurşunların karşısında duran kahraman milletimizin her bir ferdine şükranlarımı sunuyor, darbeci teröristlerin oyunlarını canları pahasına bozarak ebediyete intikal eden tüm şehitlerimize tekrar Allah’tan rahmet; gazilerimize de sıhhat ve afiyetler diliyorum.

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nde en büyük gücümüzün milletimizin birliği, beraberliği ve kardeşliği olduğunun bilinciyle hepinizi saygı, sevgi ve hürmetle selamlıyorum.”

“TÜRKİYE GEÇİLMEZ: 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNE YENİDEN BAKIŞ” PANELİ

Açılış konuşmalarının ardından program, “Türkiye Geçilmez: 15 Temmuz Darbe Girişimine Yeniden Bakış” başlıklı panel ile devam etti. Moderatörlüğünü Rektör Danışmanı ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Muharrem Ekşi’nin yaptığı panele; Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Kurt ve 15 Temmuz Gazisi ve Üniversite Öğrencisi Hasan ZAN panelist olarak katıldı.

Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Kurt, milleti var eden değerlerin mutlak surette oluşması için onun teşekkülünü oluşturan milli şuurun gerekliliğine vurgu yaparak başladığı konuşmasına o milli şuurun bir vatan parçasında olduğunu ifade etti.

‘Biz tarihin hiçbir döneminde vatansız kalmadık’

Metehan’ın “Toprak milletin köküdür” sözünden hareketle bizim tarih sahnesinde olduğumuz zamandan bu yana daima vatanımız olduğunu belirten Kurt, “Biz tarihin hiçbir döneminde vatansız kalmadık. Bunu milli şuura borçluyuz. Çünkü millet olabilmenin bütün vasıflarını taşıyoruz ve bunu bir ferasetle geleceğe aktarmayı başarıyoruz.

Özellikle 1950’li yıllardan sonra her on yılda bir darbe olmuştur. Ancak 15 Temmuzla diğer darbeleri karıştırmamak lazım. Milletin ferasetinin 15 Temmuz’da nasıl ortaya çıktığını sadece böyle anlarız. Diğer darbelerin hiçbiri müesses nizamın çok dışında olan darbeler değildir. Darbeleri meşru gösteren zeminler bir şekilde bulunuyordu. Oysaki 15 Temmuz çok daha farklıydı. Bu bir işgal girişimiydi. Bunu Anadolu halkının feraseti fark etti. Bundan önceki darbelerde gösterilmeyen refleks gösterildi. Anadolu halkı sokaklara döküldü. Tankların önüne kendilerini siper eden bir halkla karşı karşıya kaldık. Bu direnişte kaçmak ve geri çekilmek yoktu. Bunun zemininde milli şuur vardı.

O gece Google’da en çok “Tank nasıl durdurulur?” ve “Tank nasıl kullanılır?” sorularına yanıt aranmış. Vatan bizim olacaksa uğruna bedeller ödemek gerekmektedir. Bu milletin bu vatanı koruması hakkıdır. Çünkü o hakka tapıyordur ve yüce Allah ona yardım edecektir” dedi.

Kurt, konuşmasının sonunda FETÖ’nün uluslararası bir örgüt olduğunun altını çizerek 15 Temmuz’da halkımızın “Onlar başarılı olursa biz yerle yeksan olacağız” diyerek vatanını koruduğunu söyledi.

15 Temmuz darbe girişimi ‘devlete sızan bir grubun devleti ele geçirmeye çalışması’

Moderatör Doç. Dr. Muharrem Ekşi, 15 Temmuz darbe girişiminin “devlete sızan bir grubun devleti ele geçirmeye çalışması” şeklinde açıklanan iç politika dinamiğinin yanında, bir dış politika dinamiğinin de bulunduğu varsayımından hareketle darbenin dış politka boyutunu analiz etti.

“Kalkınıp gelişen, izlediği bağımsız dış politikası sebebiyle emperyalistlerin oyununu bozan; bölgesel, hatta küresel bir güç haline gelen Türkiye’nin önü kesilmek isteniyor” diye konuşan Doç. Dr. Ekşi, konuşmasına şu sözlerle devam etti:

“ARAP BAHARI 2011 sonrası gelişmelerle bölge ülkelerini bölüp parçalamaya çalışan ABD, aynı şeyi PKK ve PYD aracılığı ile Türkiye’de de yapmak istiyor.

15 Temmuz Darbe kalkışmasının Türkiye’nin dış ve güvenlik politikaları ve genel olarak uluslararası ilişkileri bakımından analiz ettiğimizde karşımıza ana kavram olarak bağımsızlık gelmektedir. Bu bağlamda 15 Temmuz kalkışmasını Türkiye’nin 2000’lerden itibaren kademe kademe bağımsızlığını artıran hamlelerine karşı bir darbe girişimi olarak nitelendirebiliriz. Zira Türkiye, 2000’lerden itibaren her alanda büyüme ve kalkınmasını artıran stratejik hamleler yaparak yükselen büyük güçler arasında sivrilmeye başlamıştı.

İşte 15 Temmuz’da Türkiye’nin bu yükselişine darbe indirilmek istenmiş ve tamamen eskisi gibi Batı’ya bağımlı hale getirilmek istenmiştir. Darbecilerin Batı’dan özellikle ABD yönetiminin neo-Con kolundan aldıkları destekle Türkiye’yi eskisi gibi ABD’nin piyonu, ileri karakolu yapmak istemişlerdir.

15 Temmuz gecesi, dönemin ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve bazı AB yetkililerinin yaptıkları açıklamalar, darbe girişiminin başlamasından birkaç saat sonra AB ve ABD’nin Türkiye’de olup bitenlerin farkında olduklarını gösteriyordu. Ancak ne ABD Hükümeti ne de AB yetkilileri, Türkiye’de olup bitenlere ilişkin bir pozisyon almamış, 2013’te Mısır’daki darbede davrandıkları gibi yalnızca gelişmelerden haberdar olduklarına ilişkin açıklamalar yapmışlardı.

ABD yetkililerinin ‘bizim çocuklar başardı’ diyerek doğrudan sahiplenen ve darbeler üzerinden Türkiye’nin uluslararası sistem içindeki konumunu belirleyen ABD’nin darbenin arkasındaki isme ev sahipliği yapması, darbenin uygulayıcılarının 15 Temmuz’dan hemen önce dikkat çekici bir şekilde ABD’ye seri ziyaretler gerçekleştirmesi, ABD’nin açıkça desteğini göstermiştir. Bu durum aynı zamanda ABD’nin Türkiye’nin kılcal damarlarına kadar sızdığını da göstermektedir. Darbe bu nedenle Türkiye’nin ABD’den bağımsızlığını geri kazanması bakımından da bir dönüm noktası olmuştur.”

‘Demokrasi gazisi öğrencimiz Hasan ZAN, köprüde vurulduğu o geceyi anlattı’

15 Temmuz gazisi Üniversitemiz İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencisi Hasan Zan, darbe kalkışmasının olduğu gece yaşadıklarını dinleyicilerle paylaştı.

Darbe kalkışmasının başladığı saat 22.00 sıralarında Çengelköy’de bulunduğunu ve sosyal medyadan darbe kalkışmasının olduğunu öğrenir öğrenmez bir arkadaşı ile birlikte Sayın Cumhurbaşkanımızın evinin bulunduğu Kısıklı taraflarına gittiklerini ifade eden Hasan Zan, şöyle konuştu: “Saat 23.15 civarıydı. Kısıklı’daki meydanda insanların toplanmalarını bekledik. Oraya ilk geldiğim zaman 15-20 kişiydik. Belediye araçları ve İETT otobüsleri tankların gelememesi için yollarda bekliyordu. Cumhurbaşkanımızın çağrısı ile birlikte 00.30’a doğru bütün meydan doldu. Daha sonra biz Altunizade tarafına geçtik. İnternetten öğrendiğimiz kadarıyla köprünün olduğu tarafların daha revaçta olduğunu öğrendik. Altunizade’yi geçtiğimizde insanların Boğaz Köprüsü’ne şimdiki adıyla 15 Temmuz Şehitler Köprüsüne doğru gittiklerini gördük. Köprü girişine geldiğimizde 2 tankın köprüye girmeye çalıştığını gördük. Tankın arkasından koştuk. Tank bizden kaçarken öndeki 3 aracı ezerek geçti. Ondan sonra mahalleden Salih abim ile birlikte köprüye indik. Öne doğru giderken silah sesleri artıyordu. Sürekli yaralılar getiriliyordu. Yoğun ateşten dolayı ambulanslar ön taraflara gidemiyordu. Ambulans olmadığı zaman ağır yaralılar için şahsi araçlar ve yarası hafif olanlar için de motosikletler kullanılıyordu. Biz öne doğru giderken yoğun şekilde ateş açıldı. Birçok kişi yaralandı. İnsanlar geriye doğru gelmeye başladı. O sırada bir ablamız kucağında bebeğiyle birlikte ortaya çıktı. ‘Ben bebeğimle beraber öne doğru gidiyorum, siz neden geri gidiyorsunuz?’ diye oradakilere bağırdı. Ondan sonra herkes tekrar öne doğru gelmeye başladı. En öne vardığımda 2 itfaiye aracı barikat şeklinde yan yana duruyordu. Buradan daha ileriye gidemiyorduk. Kafamızı dahi çıkartsak vuruyorlardı.

Ben köprüye geldiğimde saat 01.15 civarıydı, vurulduğumda ise saat 05.45 gibiydi ve hava aydınlanmıştı. Yaklaşık 4-5 saat o ateşin altında kaldık. 4 saat boyunca vurulanları ve yaralıları teker teker araçlara ve motosikletlere bindirdik. En önde olduğumuz için oraya ambulansların gelme durumu da yoktu. Seken kurşunlardan ve şarapnel parçalarından dolayı çok fazla kişi yaralanıyordu. Tank güvenlik güçlerinin olduğu tarafa doğru bir atış yaptı. Daha sonra yanımda birkaç kişi vuruldu. Onları da motosiklete bindirdik. Tank, saat 05.15 civarında zırhlı bir araca bir atış daha yaptı. Top atışı zırhlı aracı delip geçerek sivil insanların bulunduğu alana düştü. Bu top atışı aynı zamanda orada motosikletiyle yaralı götüren ve su taşıyan abinin motosikletine de isabet etti. Çevresinde de birçok insan vardı. Tabi motosiklet parçalanınca yüzlerce, binlerce şarapnele bölündü ve çevredeki yaklaşık 50 kişi bundan etkilendi. Motosiklet sürücüsü o gün orada şehit oldu. Kendisi, tamamen tanınmayacak haldeydi. İnsanlar vuruluyordu. Şehit oluyordu. Böyle birkaç saat bekledik. Vurulan yaralıları ve şehitleri taşıdık. Sonra yine bekledik. O gün aradaki insanlarla birlikte alanı terk etmemeye kararlıydık.

Saat 05.45 civarında bir anda bir kurşun benim sırt tarafımdan girerek ön karın sol boşluğumdan çıktı ve benim oraya beraber gittiğim Salih abim de arkamda bulunuyordu. Bir başka kurşun da onun göğsüne girdi ve sağ tarafından çıktı. Motosiklete bindirdiler beni. Tek elimle yaramı tutarak diğer elimle de motosiklete sarılarak motosiklet sürücüsünün üzerine yatar pozisyonda sürücü beni hastaneye yetiştirdi. Kurşun herhangi bir organıma gelmediği için beni hızlıca tedavi ettiler ve sonra yatırdılar. Salih abiyi de orada şahsi bir araca bindirerek Numune Hastanesi’ne götürdüler. Oraya çok ağır yaralılar, omurgasına, başına kurşun gelenler götürülüyordu. Orada her yer kan revan içerisindeymiş. Kadın doğum ameliyathanesi bile tıklım tıklım doluymuş. O gün her doktorun farklı bir hasta olmadığı için aynı görevi vardı. Allah’a hamdolsun o gün orada vurulduk. Bu şeref bize nail oldu.”

Panelin sonunda Kırklareli Vali Yardımcısı Mustafa Ünlüsoy ve Rektör Prof. Dr. Bülent Şengörür, panelistlere ve Kur’an-ı Kerim Tilaveti gerçekleştiren Doç. Dr. Salih İnci’ye teşekkür ederek plaket takdiminde bulundu.

 

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Yeşilyurt Gazetesi bir Zortul Medya Grup A.Ş. kuruluşudur.